TÜRKİYE'NİN EN İYİ- EN KALİTELİ HUKUK/AVUKATLIK BÜROSU OLABİLMENİN İLK ŞARTI, HUKUKA İLGİ DUYAN HERKESİN ARADIĞI BİLGİYE KOLAY VE ÜCRETİYZ ULAŞMASINI SAĞLAMAKTIR. SİTEDEKİ TÜM MAKALELER KONUNUN UZMANI AVUKATLAR- HUKUK MÜŞAVİRLERİ- ÜNİVERSİTE ÖĞRETİM ÜYELERİNCE HAZIRLANMIŞTIR.

İCRA HUKUKU 37 (K.. HARFİ İLE BAŞLAYAN MAKALELER) 2

KAMBİYO SENETLERİNE İLİŞKİN TAKİPLERDE TAKİP TALEBİNİN İÇERİĞİ (İİK. mad. 167)

Alacağı kambiyo senedine bağlanmış olan alacaklı, dilerse «kambiyo senetlerine ilişkin özel haciz yolu ile takibe» (İİK. mad. 167 - 170b) dilerse «genel haciz yolu ile takibe» (İİK. mad. 76-144) başvurabilir.

Her iki takip de, alacaklının «takip talebi» ile (İİK. mad. 58; 167) başlar.

«Takip talebi»nin genel olarak içeriği İİK. mad. 58’de düzenlenmiştir.2 «Kambiyo senetlerine ilişkin özel takip usulünde» alacaklının «takip talebi»nin içeriğini düzenleyen İİK. mad. 167’de; «alacaklının İİK. mad. 58’e göre takip talebinde bulunması gerektiği» belirtildikten sonra (İİK. mad. 167/II), ayrıca «takip talebinde seçilen takip şeklinin yani; «haciz» ya da «iflas yolu»ndan hangisinin izlendiğinin- belirtilmesi» ve «takip talebine, takip konusu kambiyo senedinin aslının (ve borçlu adedi kadar tasdikli örneğinin) eklenmesi zorunlu» öngörülmüştür.

Kambiyo senetlerine ilişkin özel haciz yolu ile takiplerde, «takip talebi»nin içeriği, kural olarak -yukarıda; «Birinci Bölüm»de açıklanan- «genel haciz yolu ile takiplerdeki takip talebi»nin (İİK. mad. 58) aynıdır.Bu konuyla ilgili olarak uygulamada önem taşıyan şu iki hususa da değinmek yararlı olacaktır:

√ Takip talebinde, alacaklının vergi kimlik numarasının yazılmamış olması ne takip talebinin ve ne de ödeme emrinin iptalini gerektirmez.  Bu eksiklik icra müdürünün talebi üzerine her zaman giderilebilir...

√ «Vekil vasıtasıyla yapılan takiplerde, takip talebinde alacaklının adresinin de yazılması gerekirse de, alacaklı vekilinin takip dosyasındaki vekaletnamesinden, alacaklının adresinin öğrenilebildiği durumlarda, adresinin öğrenilebileceği durumlarda, takip talebindeki bu eksikliği ve takibin ve ne de ödeme emrinin iptalini gerektirmez... »

Bu özel takip yolunda sadece takip talebine, «takip konusu yapılan kambiyo senedinin cinsi, tarih ve vadesinin yazılması» ve «takip konusu yapılan senedin aslı ile -borçlu sayısında bir fazla sayıda- örneğin (suretinin) icra dairesine verilmesi» gerekir (İİK. mad. 167).

I- a) Takip konusu yapılan kambiyo senedinin cinsi, tarih ve vadesinin takip talebine yazılması:

Bu takip şekli -daha önce de belirttiğimiz gibi-  sadece «kambiyo senetleri» yani «poliçe», «bono (emre muharrer senet)» ve «çek»ler için öngörülmüş olduğundan, takip konusu yapılan senedin türünün (cinsinin) takip talebinde açıkça belirtilmesi gerekir.

«Kambiyo senetlerine benzeyen senetler» -«emre yazılı havaleler» (TK. mad. 738) ve «emre yazılı ödeme vaadleri (TK. mad. 742)-8  hakkında İcra ve İflas Kanununun, «kambiyo senetleri hakkındaki özel takibe» ilişkin hükümleri (İİK. mad. 167-176) uygulanamaz (TK. mad. 741, 742/II).

Aynı şekilde, «mevduat sertifikası»na,«tahvil»e  dayanılarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılamaz.

b) Takip konusu yapılan kambiyo senedinin aslının ve -borçlu sayısından bir fazla sayıda- onaylı örneğinin takip talebi ile birlikte icra dairesine verilmesi:

İİK. mad. 168 gereğince icra müdürü,  İİK. mad. 170a/II gereğince de icra mahkemesi13  takip konusu yapılan senedin «kambiyo senedi» olup olmadığını kendiliğinden araştırmak zorunda olduğundan, takip konusu yapılan kambiyo senedinin aslının takip talebi ile birlikte icra dairesine verilmesi gerekir.

Senet aslının, takip talebi ile birlikte icra dairesine verilmesi, ayrıca «borçlunun, takip konusu yapılan senedi incelemesine» olanak tanıdığı gibi, «bu senedin icra takibinden sonra, alacaklı tarafından başkalarına ciro edilmemesini»de sağlar.

«Takip talebi» ile birlikte, alacaklının «senet aslını» da icra dairesine vermesi gereğini, uygulamada icra müdürleri çok kez sağlamamaktadırlar.. Gerçekten, uygulamada kimi icra müdürleri «takip talebi»nde bulunan alacaklılardan, takip dayanağı kambiyo senedinin aslını, takip talebi ile birlikte almamaktadır. Senet aslını icra dairesine vermenin gerek alacaklı ve gerekse özellikle icra müdürleri bakımından bazı sakıncaları bulunduğu bir gerçektir. İcra dairelerinin pek çoğunda bu senetleri saklayacak kasa bulunmadığından kaybolmaları halinde gerek «alacaklı» ve gerekse «icra müdürü» bakımından üzücü durumlar yaratabilir. Ancak, herşeye rağmen maddenin (İİK. mad. 67/II) açık metnine titizlikle uyulmasının sağlıyacağı yarar, uyulmamasından doğacak zarardan daha üstündür. Gerçekten, daha önce de belirttiğimiz gibi, takip konusu senet aslının takip talebi ile birlikte icra dairesine verilmesi; icra müdürünün (İİK. mad. 168/I) ve icra mahkemesinin (İİK. mad. 170a/II) senedin kambiyo senedi olup olmadığını görmesini sağladığı gibi, borçlunun da takip konusu yapılan senedi incelemesine fırsat verir. Bundan başka, senedin icra dairesine verilmesi ile, icra takibinden sonra senedin kötü niyetli alacaklılar tarafından başkalarına ciro edilmesi önlenir ve borçlu tarafından takip konusu borcun icra dairesine ödenmesi halinde, takip dayanağı kambiyo senedinin borçluya iadesi de ancak senedin alacaklı tarafından icra dairesine verilmiş olması ile mümkün olur.

Uygulamada, alacaklıların verecekleri kambiyo senetlerini saklayacak kasaları bulunmayan icra daireleri; kambiyo senetlerine ilişkin özel yolla takibe başvuran alacaklılardan takip konusu senedi isteyip inceledikten -ve kambiyo senedi niteliğinde olduğunu gördükten- sonra, senedin arkasına icra dosya numarasını ve icra dairesinin ismini yazıp, mühürlendikten sonra senedi alacaklıya geri vermekte ve borçlunun senet aslını görmek istemesi halinde, alacaklıdan -kendisine gönderilecek yazı üzerine- senedi tekrar icra dairesine getirmesini istemektedirler. Ya da alacaklının takip konusu yaptığı kambiyo senedini, takip kesinleşinceye kadar dairede saklayıp, takip kesinleştikten sonra -arkasına ilgili icra dosyasının numarasını ve icra dairesinin ismini yazıp- alacaklıya senedi iade etmektedirler. Bu uygulama hem İİK. mad. 167’nin -538 sayılı yasaya ait- Hükümet Tasarısı Gerekçesinden ve hem de Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğünün tamiminden kaynaklanmaktadır. Yargıtay ise bu uygulamayı hatalı bulmakta ve kambiyo senedi aslının «takip talebi ile birlikte» icra dairesine verilmesini ve hiç değilse «itiraz süresi içinde icra dairesinde bulundurulmasını» istemektedir. Yüksek mahkeme;

√ «Takip talebiyle birlikte senet aslının (ve borçlu sayısı kadar onaylı örneğinin) icra dairesine verilmemiş olması halinde borçlunun şikayeti üzerine - ‘takibin’ değil- ‘ödeme emrinin iptaline’ karar verilmesi gerekeceğini»

√ «Senedin aslının takip talebine eklenmemiş olmasının icra mahkemesince doğrudan doğruya gözetilemeyeceğini»

√ «Senet aslının takip talebi ile birlikte icra dairesine verilmediği hususunun 7 günlük şikayet süresi içinde icra mahkemesine bildirilmesi gerekeceğini»

√ «Senet aslının takip talebi ile birlikte icra dairesine verilmemiş olması nedeniyle ödeme emrinin iptali halinde, ayrıca şikayetçi-borçlu yararına yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini»

√ «Senedin aslını icra dairesine verme zorunluluğu alacaklıya ait olduğundan, senedin Yargıtay’a gönderme giderini de alacaklının yatırması gerekeceğini»

belirtmiştir.

Senet aslının ceza mahkemesinde ya da C.Savcılığında bulunması halinde alacaklının «senedin ön ve arka yüzünün fotokopisini icra dairesine vermenin yeterli olacağı» -yüksek mahkeme- belirtilmiştir...

Senet aslının «takip talebi» ile birlikte icra dairesine verilmemesi (ve hiç değilse; itiraz süresi içinde icra dairesinde bulundurulmaması) halinde borçlunun; İİK. mad. 16 gereğince -7 gün içinde- icra mahkemesine başvurarak şikayette bulunması gerekir. Bu şikayet üzerine icra mahkemesince -kanımızca- evrak üzerinde inceleme yapılarak, şikayetin haklı bulunması halinde «takibin iptaline» değil «ödeme emrinin iptaline» karar verilmesi gerekir. Bu durumda, borçluya yeniden «ödeme emri» gönderilmesi gerekir.

Eğer kambiyo senedinin aslı kaybolmuş ise, alacaklı senet aslını icra dairesine vermeden, sadece mahkemeden aldığı «iptal kararı» ile (TK. mad. 563, 564) icra dairesine başvurup «kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile» takip talebinde bulunamaz. Elindeki bu karara dayanarak sadece «genel haciz yolu» ile takip talebinde bulunabilir. Aynı şekilde, bankaya tahsil için ibraz edilen çekin, banka tarafından kaybedilmesi halinde de, banka ve keşideci hakkında ne kambiyo senetlerine mahsus ve ne de genel haciz yolu ile takip yapılamayıp, genel mahkemede dava açılması gerekir.

Takip talebinde bulunan alacaklının takip dayanağı kambiyo senedinin aslı yanında ayrıca senedin tasdikli fotokopi ya da suretini de icra dairesine vermesi gerekir. Alacaklının bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, borçlu 7 günlük şikayet süresi içinde Tetkik Merciine başvurarak, «ödeme emrinin iptalini»  sağlayabilir...

«Takip talebinin içeriği»ni düzenleyen İİK. mad. 167’de açıkça öngörülmemiş olmakla beraber, -bu maddeye ait TBMM Adalet Komisyonu Raporunda açıkça belirtildiği gibi  -Ticaret Hukuku kurallarına göre, kambiyo senedi borçlusuna başvurmak (hakkında takip yapabilmek) için, protesto gereken durumlarda (TY. mad. 642 ayrıca bu protesto evrakının da takip talebine eklenmesi gerekir. Örneğin; poliçe de; «asıl poliçe borçluları» dışında kalan «keşideci», «ciranta», «bunlara aval verenler», «araya girme suretiyle poliçeyi kabul edenler» hakkında,  bonoda; «asıl bono borçluları» dışında kalan, «cirantalar», «bunlara aval verenler», «araya girme suretiyle ödeyenler» hakkında çekte; «asıl çek borçlusu» dışında kalan «cirantalar» ve «bunlara aval verenler» hakkında  takipte bulunabilmek için senedin «protesto evrakı»nın da -ancak hemen belirtelim ki, uygulamada «çek»ler hakkında protesto düzenleme yolu ile izlenmemekte «muhatabın çek üzerine, çek bedelinin ödenmediğine ilişkin imzalı yazısı» ya da bu hususu belirtir «takas odasının tarih ve imzalı beyanı», çekin süresinde ibraz edilmiş olmasına rağmen, ödenmemiş olduğunu belgelendirdiğinden, bu yazılar da protesto yerine geçmektedir.    «takip talebi»ne eklenmesi gerekir.

Protestodan muafiyet hallerinde, protesto düzenlemeye ve bunu takip talebine eklemeye gerek yoktur. (TK. mad. 634). Önemi nedeniyle ayrıca belirtelim ki, senet hamili TK. mad. 635 uyarınca «senedin protesto edildiğini» kendi cirantasına ve keşideciye ihbar etmek zorunda ise de, bu yükümlülüğünü yerine getirmemesi, hamilin senet borçlularına karşı icra takibinde bulunma hakkını ortadan kaldırmaz.  Hamil bu durumda, sadece ihmalinden doğan zarar ve ziyandan sorumlu olur (TK. mad. 635/son).

c) Takip talebinde, alacaklıya ayrıca, «borçlu, iflasa tâbi kişilerden» ise, borçlu hakkında haciz (İİK. mad. 168-170b) ve iflas (İİK. mad. 171-176) yollarından hangisini seçtiğini bildirmesi gerekir.

II- Alacaklının, elindeki «kambiyo senedi»ne dayanarak takipte bulunabilmesi için; senedin (poliçe ve bononun) vadesinin gelmiş olması gerekir (İİK. mad. 168/I).

Genel haciz yolu ile takiplerden farklı olarak bu takip şeklinde icra müdürü «senedin vadesinin gelmiş olup olmadığını» kendiliğinden araştırır (İİK. mad. 168/I).

Ayrıca uygulamadaki önemi nedeniyle şu hususu da belirtelim ki, gerek kanunda (TK. mad. 625; 236, 267, 450, 552) gerekse taraflar arasındaki sözleşmede («muacceliyet şartı»nın ayrıca kararlaştırıldığı sözleşmelerde) öngörülen bazı ayrık (istisnai) durumlarda vadesi gelmemiş bulunan kambiyo senetleri (poliçe ve bono) hakkında icra takibinde bulunmak mümkün olduğu gibi, yasada(İİK. mad. 193; 251; 289/1; 304; MK. 625; TK. mad. 644) öngörülen belirli durumlarda da vadesi gelmiş olsa dahi kambiyo senedine (poliçe ve bono) dayanılarak takip yapılamaz.

Takip dayanağı senet çek ise; alacaklının (çek hamilinin), keşideci hakkında takipte bulunabilmesi için, 3167 sayılı «Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun»un 7. ve 8. maddesinde hesap sahibine (çek keşidecisine) «düzeltme hakkı»nı kullanabilmesi için tanınan «on» ve «yedi» iş gününe ilişkin sürelerin de ayrıca gelmiş olması gereklimidir? Kanımızca buna ayrıca gerek yoktur...

III- Bu konu ile ilgili olarak şu hususu da belirtelim ki, alacağı kambiyo senedine bağlı olan alacaklı «kambiyo senetlerine ilişkin özel haciz yolu ile takibe» başvurmak zorunda değildir. alacaklı, daha yararına olan bu yola başvuracak yerde «genel haciz yolu» ile takipte de bulunabilir. Ancak, aynı dosyadan senet borçlularından bir kısmı hakkında genel haciz bir kısmı hakkında ise kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılamaz.

IV- Daha önce -İİK. mad. 58’de- genel içeriği  belirtilmiş olan ve yukarıda da özel içeriği açıklanmış olan «örnek: 1 takip talebi»ni doldurarak kimler «kambiyo senetlerine ilişkin özel haciz yolu ile» takipte bulunabilir? Başka bir deyişle, kambiyo senetlerine ilişkin özel haciz yolu ile takipte kimler «alacaklı sıfatı» ile icra dairesine başvurabilirler?

«Kambiyo senetlerine ilişkin özel haciz yolu ile takip»e (İİK. mad. 167-170b) başvurabilmek için, alacaklının elinde «kambiyo senedi» niteliğini taşıyan40  bir senedin bulunması gerekir. Bu kişi ya -ciro edilmemiş senetlerde- lehtar (ilk hamil)dir veya -ciro edilmiş senetlerde son hamil’dir (TK. mad. 598, 690, 762).

Ancak hemen belirtelim ki elinde bir kambiyo senedi bulunan herkes bu yoldan yararlanamayıp, bu kimselerin senede sadece «zilyet» olmaları yeterli bulunmayıp, ayrıca alacaklarını (haklarını) kambiyo hukuku kurallarına göre -düzenli ve birbirine bağlı cirolarla- kanıtlamaları gerekir. Bu nedenle, kendisine senet ciro edilmemiş olan alacaklı takipte bulunamaz. Ciro zincirinde (silsilesinde) kopukluk (bozukluk) olması halinde ya da yapılmış olan cironun çizilmiş (iptal edilmiş) olması halinde senedi elinde bulunduran alacaklı yetkili hamil sayılmaz ve takipte bulunamaz.

Kambiyo senedi niteliğinde bulunmayan -örneğin; «keşide yeri»ni, «keşide tarihi»ni içermeyen senetler- ciro yolu ile tedavül edemeyeceğinden, hamil böyle bir senedi ciro yoluyla ele geçirmişe, -hem takip dayanağı senet «kambiyo senedi» olmadığı ve hem de kendisi «yetkili hamil» durumunda bulunmadığı için- senet borçlusunu «kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile» takip edemez.

Bonoda «ciro edilemez» kaydı varsa, buna rağmen bono ciro edilmişse, bu şekilde senede hamil olan alacaklı, senet borçluları hakkında takipte bulunamaz çünkü, bonoda yazılı olan «ciro edilemez» kaydı, senedin kambiyo senedi niteliğini kaybetmesine neden olmazsa da, senedin tedavülünü önler...

Son hamil -tedavülü sona eren- senetleri geriye doğru (kendisinden önce gelen cirantalara) «ciro yapmadan» verebilir.

Ciro, poliçeyi kabul etmiş olsun ya da olmasın muhatab’a, keşideci’ye veya poliçe (bono, çek) ile borç altına girmiş olan herhangi bir kimse’ye yapılabilir. Bu kimseler, kendilerine ciro edilen poliçe (bono ve çek’i) tekrar başkalarına ciro edebilirler... Poliçe «geriye ciro» ile keşideciye ciro edilebilir veya -tedavülü sona erdikten sonra- geriye ciro yapılmadan elden verilebilir. Bu durumda, keşideci, poliçeyi kabul eden muhataba rücu edebilir. Eğer, muhatap, geriye ciro ile poliçeye sahip olmuşsa, muhatap hiç kimseye rücu edemez.

Kambiyo senetlerinde -‘A’ya ve ‘B’ye ödeyiniz (ödeyeceğim) şeklinde iki veya daha fazla lehtar varsa, bu kişilerin hepsi senet tutarının tamamını, bir veya birden fazla kişiye «birlikte» ciro edebilirler.

Terekeye dahil bir kambiyo senedi tüm mirasçılar tarafından ciro edilebilir. Kambiyo senedindeki lehtarlar haklarını birbirlerine ciro edebilirler mi? Bu konu doktrinde tartışmalıdır. Bir görüşe göre,  «kambiyo senedinde iki veya daha fazla lehtar varsa, bunlar haklarını birbirlerine ciro edebilirler. Fakat bu kişiler, senet dışında üçüncü kişilere sadece kendilerine ait haklarını ciro edemezler. Bu işlem ‘kısmi ciro’ sayılır...  «Diğer bir görüşe göre  ise; kambiyo senetlerindeki lehtarlardan birisi kendi payını diğerlerine (ve başkasına) ciro edemez. Bu işlem, ‘kısmi ciro’ sayılır. Böyle bir senet, lehtarlardan herhangi birinin diğeri adına da (temsilen) harekete yetkili olmasıyla veya lehtarların hep birlikte hareket etmesiyle ciro edilebilir...»

Kambiyo senetlerinde lehtarlar -‘A’ya veya ‘B’ye ödeyiniz. (ödeyeceğim) şeklinde- alternatif olarak gösterilmişse durum ne olacaktır? Doktrinde lehtarların bu şekilde alternatif olarak gösterilebilip gösterilemeyeceği tartışmalıdır. Bunu mümkün gören yazarlar, «bu durumda lehtar gösterilenlerden herbirinin, senette yazılı hakkı diğerinden bağımsız olarak tek başına kullanabileceğini» belirtmektedirler.

Ciro, vadeden önce ve en geç vade gününü izleyen iki iş günü içinde de yapılabilir. Ciro, vade gününden sonra da yapılabilir.49  Eğer ciro, ödememe protestosundan yahut bu protestonun düzenlenmesi için belirli sürenin geçmesinden sonra yapılmışsa, «alacağın temliki» niteliğinde olup, «alacağın temliki» sonuçlarını doğurur (TK. mad. 602/1). Yani, bu tür ciroda, keşideci, lehtara karşı ileri sürebileceği tüm def’ileri, hamile karşı da ileri sürebilir. Ciroda herhangi bir «tarih» yazılması (belirtilmesi) zorunlu değildir. Tarih atılmadan yapılan cironun, vadeden önce yapıldığı kabul edilir (TK. mad. 602/II).

Ciro «imza» atılarak yapılır. «mühür» veya «parmak izi» ile yapılan ciro geçersiz olur.

Senedi «tahsil cirosu ile» bankaya veren ciranta (veya lehtar), bankanın ayrıca cirosuna gerek kalmadan senedi geri alarak, senet borçluları hakkında takipte bulunabilir.

«Alacaklı sıfatı» ile takip talebinde bulunabilen ve ticaret hukuku bakımından «yetkili hamil» durumunda bulunan kişiler: a) «Kambiyo senedinin son hamili» ya da b) «Son hamil dışında, senet bedelini ödeyen cirantalar, avalistler, araya girme suretiyle ödemede bulunan senet ilgilileri»dir.

Şimdi, her kambiyo senedi türünde kimlerin «alacaklı sıfatı ile» takipte bulunabileceğini ayrı ayrı inceleyelim:

A- POLİÇELERDE:

a-Son hamil: Son hamilin hangi poliçe borçlularını kambiyo hukukuna göre takip edebileceği, poliçenin kendisine ne şekilde ciro ile devredilmiş olduğunun saptanmasından sonra belirlenebilir. Bilindiği gibi, ciroya «senetten doğan hakların devri» amacıyla (temlik cirosu)50  (TK. mad. 560/II, 561)51  (TK. mad. 600) ya da «senetteki hakkı ciro edilen kimseye rehnetmek» amacıyla (rehin cirosu)52  (TK. mad. 601) yapılır.

Son hamile senet;

aa) Temlik cirosuyla ciro edilmişse; son hamil bütün poliçe borçluları yani ister «asıl poliçe borçluları»                                                                                     ister «müracaat borçluları»  olsun hepsi hakkında takipte bulunabilir.

Son hamil, bu borçluların tümünü, birkaçını ya da hepsini takip edebilir (TK. mad. 636/II). Çünkü, «temlik cirosu»nda, cironun güvence (teminat) işlevi (fonksiyonu) vardır. Yani poliçeyi «temlik cirosu» ile ciro eden (ciranta), kendisinden son gelenlere karşı ve özellikle hamile karşı poliçenin kabul edilmemesinden ya da ödenmemesinden sorumludur. Bu nedenle, «temlik cirosu» ile senedi eline geçirmiş olan hamil, «asıl senet borçluları» yanında, ayrıca «senedi kendisine ciro eden kimseyi (cirantayı) ve senedi ona ciro edenleri» takip edebilir.

bb) Tahsil cirosuyla ciro edilmişse; bu cironun güvence (teminat) işlevi (fonksiyonu) bulunmadığından hamil (ciro edilen), ciro edenin (cirantanın) temsilcisi (vekili) durumunda olduğundan, senedi kendisine ciro eden hakkında takipte bulunamaz. Bu kimsenin dışındaki tüm senet borçluları hakkında takipte bulunabilir.

Bu tür ciro ile senedi elinden çıkaran kimse, kendisine yeniden ciro yapılmasına gerek olmadan, senedi -ciro ettiği kimseden- alabilir ve yetkili hamil olarak takipte bulunabilir. Fakat, «tahsil cirosu» ile senedi ciro ettiği kişiden -örneğin; bankadan- hamil, bu senedi senet lehtarına ancak tekrar ciro ederek teslim ederse, senet lehtarı «yetkili hamil» durumuna girer. Eğer, ciro yapmadan senedi teslim ederse, senet lehtarı yetkili hamil sayılmaz ve senedi senet borçluları hakkında icraya koyamaz...

cc) Rehin (teminat) cirosuyla ciro edilmişse, bu cironun da güvence (teminat) işlevi (fonksiyonu) bulunmadığı doktrinde -genellikle-kabul edildiğinden ve Yargıtay da bu görüşe katıldığından, senedi rehin cirosu ile almış olan son hamil, senedi kendisine rehin cirosu ile devretmiş kimse dışındaki tüm senet borçlularına karşı takipte bulunabilir. Yani, asıl senet borçluları yanında, senedi rehin cirosu ile kendisine devreden cirantaya karşı sorumlu olan diğer ciranta, keşideci ve bunlara aval vermiş olanları (avalistleri) takip edebilir.

b) Poliçe bedelini ödeyen cirantalar, aval verenler (avalistler), araya girme sureti ile kabul eden veya ödeyenler: Bu kişilere senet;

aa- Temlik cirosuyla ciro edilmişse, asıl poliçe borçlusu ile, kendisinden önce gelen poliçenin diğer müracaat borçlularını takip edebilirler. Örneğin; poliçe sırası ile C-1’e, C-2’ye, C-3’e, C-4’de, C-5’e ve C-6’ya ciro edilmiş ve C-6 (son hamil) senet tutarını C-3’den tahsil etmişse, C-3 sadece C-1 ve C-2 ile asıl poliçe borçlusu durumunda olan kabul eden muhatap hakkında takipte bulunabilir. Yoksa, kendisinden sonra ciro zincirinde yer alan C-4 ve C-5 hakkında takipte bulunamaz.

Eğer poliçe bedelini keşideci ödemişse, o sadece -asıl poliçe borçlusu olan- kabul eden muhatap hakkında takipte bulunabilir.

bb- Tahsil cirosu ile ciro edilmişse, senedi kendisine ciro eden dışındaki tüm senet borçluları hakkında takipte bulunabilir.

cc- Rehin cirosu ile ciro edilmişse, senedi rehin cirosu ile kendisine ciro eden kimse dışındaki tüm senet borçluları hakkında takipte bulunabilir.

B- BONOLARDA:

a) Son hamil: Poliçede olduğu gibi58  bono son hamile;

aa- Temlik cirosu ile ciro edilmişse, son hamil bütün bono borçluları yani; ister asıl bono borçluları59  ister müracaat borçluları olsun, hepsi hakkında takipte bulunabilir. Son hamil, bu borçluların tümünü, birkaçını, ya da birisini takip edebilir (TY. mad. 636/II, 690).

bb- Tahsil cirosu ile ciro edilmişse, senedi kendisine ciroeden (ciranta) hakkında takipte bulunamaz. Bu kimse dışındaki tüm senet borçluları hakkında takipte bulunabilir.

cc- Rehin cirosu ile ciro edilmişse, senedi kendisine ciro eden kimse dışındaki tüm senet borçlularına karşı takipte bulunabilir. Yani, asıl senet borçluları yanında senedi rehin cirosu ile kendisine devreden cirantaya karşı sorumlu olan diğer ciranta, keşideci ve bunlara aval vermiş olanları (avalistleri) takip edebilir.

b) Bono bedelini ödeyen cirantalar, aval verenler (avalistler) araya girme sureti ile ödemede bulunan kişiler: Bu kişilere bono;

aa- Temlik cirosu ile temlik edilmişse asıl bono borçluları ile kendisinden önce gelen bononun diğer müracaat borçlularını takip edebilirler.

bb- Tahsil cirosu ile tahsil edilmişse, senedi kendisine ciro eden kişi dışında kendisinden önce gelen bononun diğer müracaat borçluları ile asıl bono borçlusu hakkında takipte bulunabilirler.

cc- Rehin cirosu ile ciro edilmişse, senedi rehin cirosu ile kendisine devretmiş olan kimse dışındaki kendisinden önce gelen bononun diğer müracaat borçluları ile asıl bono borçlusu hakkında takipte bulunabilirler.

C- ÇEKLERDE:

a) Son hamil: Poliçede olduğu gibi , çek son hamile;

aa- Temlik cirosu ile ciro edilmiş ise, son hamil çek borçlularının tümü hakkında -yani, hem asıl çek borçluları hem de müracaat borçluları  hakkında- takipte bulunabilir.

Hamilin, muhatap bankaya başvurabilip başvuramayacağı doktrinde  tartışmalı ise de banka ile çek keşide eden arasında bir çek anlaşılması ve bankada çekin karşılığı varsa, çekten de cayılmamışsa, muhatap banka çeki ödemek zorunda olduğundan, haksız yere ödemeden kaçınan bankanın takip edilebilmesi gerekir

Çek hamili, bloke veya muhatap bankanın teyidini içeren bir çeke sahipse ve bu çek süresinde ibraz edildiği halde muhatap banka tarafından ödenmemişse, muhatap bankaya karşı ancak genel haciz yolu ile takip yapabilir.

bb- Tahsil cirosu ile ciro edilmişse, son hamil çeki kendisine ciro eden dışındaki diğer tüm çek borçluları hakkında takipte bulunabilir.

cc- Rehin cirosu ile çekin devredilemeyeceği -TK. mad. 730’da, TK. mad. 601’e yollama yapılmadığı için- genellikle doktrinimizde kabul edildiğinden, rehin cirosuyla çeki ele geçirmiş olan hamilin takip hakkının bulunmadığı sonucuna varmak gerekecektir.

b) Çek bedelini ödeyen cirantalar: Bu kişilere çek;

aa- Temlik cirosu ile ciro edilmişse, «asıl çek borçluları» ile «kendilerinden önce gelen diğer çek borçlularını» takip edebilirler.

bb- Tahsil cirosu ile ciro edilmişse, senedi kendilerine ciro eden kimse dışındaki, «kendilerinden önce gelen çek borçluları» ile «asılçek borçlularını» takip edebilirler.

√ Burada şu önemli hususada değinelim ki, çek bedelini hamile ödeyen muhatap banka, ödediği çekbedeli için, keşideciye «kambiyo hukuku»na göre başvuramaz. Çek bedelini ödeyen bankanın, ancak keşideci ile aralarındaki hukuki ilişkiden dolayı bir alacağı varsa bunu «dava» ya da «genel haciz yolu» ile takip etmesi gerekir.

√ Kimlerin «alacaklı sıfatıyla» kambiyo senetlerine ilişkin özel takip yoluna başvurabileceği konusu ile ilgili olarak, uygulamada önem taşıyan şu hususu da belirtelim ki; «takip konusu kambiyo senedinde birden fazla kişinin lehtar olarak gösterilmiş olması halinde», yüksek mahkeme  «lehtarlardan birisinin senet bedelinin tamamını takip konusu yapamıyacağını ancak kendi payı oranında -örneğin, iki lehtar varsa, lehtarlardan birisinin senet bedelinin yarısı hakkında- takipte bulunabileceğini» kabul etmiştir.

Senet lehtarlarından birisinin isminin çizilmiş ve fakat bunun keşideciler tarafından imza edilmemiş olması halinde senedin lehtarların tümü tarafından icraya konulması gerekir.

√ Müşterek borçlu» ya da «kefil» sıfatıyla senet bedelini lehtara ödemiş olan borçlu, diğer borçlu (ya da borçlular) hakkında, «kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile» takipte bulunarak rücu edemez. Bu durumda, kefil sıfatıyla senet bedelini ödeyen borçlu, diğer borçlu (ya da borçlular) hakkında, payından fazla ödediği miktar için (BK. mad. 146) -«genel haciz yolu ile»- takipte bulunabilir.

√ Senet bedelini -TK. mad. 650, 653, 654 gereğince- «araya girme suretiyle» ödeyen kimse, lehine ödemede bulunduğu kişi ile buna karşı borçlu olanları «kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile» takip edebilir.76  Fakat, «araya girme suretiyle ödeme» koşulları gerçekleşmeden senet bedelini ödeyen kimse, senet borçlularını «kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile» takip edemez.

Yine yüksek mahkeme, «alacaklı sıfatı ile takip talebinde bulunma» konusu ile ilgili olarak:

√ «Takip dayanağı çekin tereke hakimliğince muhafaza altına alınmış olmasının TTK’nun 723. maddesinde düzenlenen mücbir sebeplerden sayılacağını - Bu durumda alacaklıların, çekin kendilerine teslim edildiği tarihten sonra TTK. 708/I’de öngörülen ibraz süresi içinde bankaya ibraz edilmiş olmaları halinde, alacaklıların karşılığı bulunmayan çeki takip konusu yapabileceklerini»

√ « ‘Müracaat hakkının düşmemesi için -TTK. 626 ve 642 uyarınca- keşidecinin protesto edilmesi koşulu’nun poliçe ve bonolar için öngörülmüş olup, çekler hakkında uygulanmayacağını (Çekin, muhatap bankaya süresi içinde ibraz edilmiş olmasının, çeke dayalı takip yapılması için yeterli bulunduğunu)»

√ «Hamilin müracaat hakkını kullanması için zorunlu olan protesto düzenlemek durumunun bazı hallerde ilgililerin isteğiyle kaldırılabileceğini, TTK’nun 634. maddesi gereğince keşideci, ciranta ve aval veren gibi müracaat borçlularının hamili protesto çekmekten muaf tutulabileceği, poliçe (bono) üzerine muafiyeti ifadeden bir kaydın yazılması ve kaydı koyan tarafından imzalanması halinde, hamilin protesto çekmek yükümlülüğünden kurtulacağını»

√ «Çekin süresinde bankaya ibraz edildiği halde, ödenmediğini gösteren (muhatap banka tarafından yazılan) tarihli bir beyanla çekin hamili tarafından -çek aslı da eklenmek suretiyle- keşideci ve cirantalar hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapılabileceğini»

√ «Çekte keşide yerinin ‘İstanbul’, muhatap bankanın bulunduğu yerin ise ‘Bayrampaşa/İstanbul’ olması halinde -Bayrampaşa da İstanbul Büyükşehir Belediyesi içinde yer alan bir ilçe belediyesi olduğundan- ibraz süresinin ’10 gün’ olduğunun kabulü gerekeceğini»

√ «Tüzel kişiliği bulunmayan firma adına düzenlenen çekin, firma adı yazılarak başkasına ciro edilmiş olması halinde, çek ‘hamiline’ yazılmış sayılacağından, takip dayanağı çekin kambiyo senedi niteliğinin bu işlemden etkilenmeyeceğini»

√ «Çekin arkasına bankaca ‘işbu çek müşteri kayıt talimatına istinaden işleme alınmamıştır’ şeklinde verilmiş olan şerhin alacaklı tarafından hem kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla hem de genel haciz yoluyla takip yapılmasına engel teşkil etmeyeceğini»

√ «Takip dayanağı bonoların ‘beyaz ciro’ ile lehtar tarafından başkasına şubesine onun tarafından da ‘tahsil cirosu’ ile banka genel müdürlüğüne devredilmiş olması halinde bu senetlerin banka şubesi tarafından hem lehtar hem de keşideci hakkında takibe konulabileceğini»

√ «Borçluya karşı müracaat sorumlusu durumunda olan alacaklının, kendisinin sorumlu olduğu kimseye ‘müracaat borçlusu’ olarak başvuramayacağını»

√ «Çek arkasında yer alan ve tarihi de içeren ‘men talimatı’na yönelik banka açıklamasının ibraz niteliğinde olduğunu, ciro silsilesi içinde yer alan takip alacaklısına ‘dönüş cirosu’nun zorunlu bulunmadığını»

√ «Süresinde ibraz edilmeyen çekin ‘havale’ hükmünde olup, hamilin keşideciye ve cirantalara karşı müracaat hakkını kaybedeceğini»

√ «Çekin bankaya ibrazından sonra başkalarına ciro edilebileceğini, bu cironun ‘alacağın temliki’ sonuçlarını doğuracağını, ancak bu durumun çekin niteliğini kaybetmesine neden olmayacağını»

√ «Takip dayanağı senedin kambiyo senedi niteliğini taşımaması halinde, ciro yoluyla tedavül edemeyeceğini ve bu yolla senedi eline geçirmiş olan alacaklının yetkili hamil sayılamayacağını ve takip yapamayacağını»

√ «Çekin bir takas odasına ibrazının -TTK. 710 uyarınca- ‘ibraz’ yerine geçeceğini»

√ «Hamiline düzenlenmiş olan çekin ibrazından sonra, takip alacaklısına yapılmış bir temlik cirosu bulunmadıkça,takip alacaklısının yetkili hamil sayılmayacağını»

√ «Muhatap bankaya süresi içinde ibraz edildiğine dair çek arkasına bankaca ibraz tarihinin yazılmamış olması halinde, alacaklının -TTK. 708 ve 710 uyarınca- takip borçlularına karşı müracaat hakkını kaybetmiş olacağını»

√ «Keşidecinin protesto edilmemesi halinde -TTK. 626 ve 642 uyarınca- hamilin cirantalara karşı müracaat hakkını kaybedeceğini, bu sonucun doğması için ayrıca lehtara da protesto çekilmesine gerek bulunmadığını»

√ «Keşideci -TTK. 626 ve 642/III uyarınca- protesto edilmediği takdirde, hamilin lehtar ve diğer cirantalara karşı müracaat hakkını kaybedeceğini»

√ «Çekin, ödeyecek muhatap bankaya ibrazının zorunlu olduğu, muhatap dışında başka bir bankaya ibrazın geçerli olmayacağını»

√ « ‘Ödeme yasağı bulunması’ nedeniyle banka tarafından bedeli ödenmemiş olan çekin yetkili hamil tarafından, takip konusu yapılabileceğini»

√ «İbrazdan sonraki ciro alacağın temliki hükmünde ise de, ibrazdan sonra hamil tarafından takipte bulunan alacaklıya yapılmış bir ciro bulunmadıkça takip yapan alacaklının ‘yetkili hamil’ sayılmayacağını»

√ «Yasal süresi içinde muhatap bankaya ibraz edilmemiş olan çekin, takip konusu yapılamayacağını»

√ «Kambiyo senedinde ‘geriye ciro’nun mümkün olduğunu, ancak geriye cironun gerçekleşmesinden sonra bonoyu devralan cirantanın, bonoyu devretmeden önceki durumuna döneceğini ve bu durumda kimlere başvurma hakkı varsa ancak onlara karşı takip yapma olanağını elde edeceğini, kendisinin sorumlu olduğu kimseye ‘müracaat borçlusu’ olarak başvuramayacağını»

√ « ‘Çekin keşide tarihinden de değişiklik yapıldığı’nın keşideci tarafından ileri sürülmesi halinde icra mahkemesince çekin gerçek keşide tarihinin bilirkişiye başvurularak -çekin süresi içinde bankaya ibraz edilmiş olup olmadığının belirlenmesi için- araştırılması gerekeceğini»

√ «Lehtarın beyaz cirosu ile çeki elinde bulunduran alacaklının yetkili hamil sayılacağını»

√ «Bankaya süresi içinde ibraz edilmemiş olan çekler nedeniyle alacaklının kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte bulunamayacağını, ancak bu çeklere ‘yazılı delil başlangıcı’ olarak dayanarak alacağını mahkemede dava açıp her türlü delille kanıtlayabileceğini»

√ «Kambiyo senetlerinde cironun ‘tahsil’ veya ‘rehin’ için yapıldığı konusunda açıklık bulunmaması halinde, ‘temlik’ amaçlı olarak yapıldığının kabulü gerekeceğini»

√ «Vadenin gelmesiyle borcun muaccel olacağını ancak borçlunun temerrüdünün ibrazla başlayacağını - Alacaklının şahsında tereddüt hasıl olması halinde, borçlunun bono bedelini tevdi ile borcundan kurtulacağını»

√ «TK. mad. 598 ve 702 hükümlerinin tedavülü (dolaşımı) sona ermiş senetler hakkında uygulanmayacağını, tedavülden sonraki ciroların ‘alacağın temliki’ sonuçlarını doğuracağını (TK. 602, 705), tedavülü sona erip ibraz edilmiş ve muhtelif cirolar görmüş senetlerde, cirantalar atlanmak sureti ile müracaat borçlularına başvurularak senet bedelinin tahsili ile senedin iadesinin mümkün olduğunu, bu durumda ayrıca yeniden ciro imzasına gerek bulunmadığını (ciro silsilesi içerisinde imzası bulunan ve senedi elinde bulunduran müracaat borçlusunun ‘cirantanın’ -senet kendisine ayrıca ciro (‘geriye ciro’, ‘dönüş cirosu’) edilmemiş dahi olsa- yetkili hamil sayılacağını,ancak vâdesi veya ibraz günü henüz gelmemiş başka bir deyişle ciro olanağı bulunan senetlerinde, cirantalar atlanmış ise, bu durumda bu kişinin ‘yetkili hâmil’ sayılmayacağını»

√ «TTK. 642 uyarınca ‘ödememe protestosu’nun belirli süre içinde keşide edilmesinin, hamilin sorumlularına müracaatı için yeterli olduğunu,ayrıca bunun tebliğ edilmemiş olmasının müracaat hakkının yitirilmesine neden olmayacağını»

√ «Çek, görüldüğünde ödeneceğinden, keşide tarihinden önceki bir tarihte çekin bankaya ibraz edilmiş olmasının çek niteliğini olumsuz yönde etkilemeyeceğini»

√ «Senet arkasında takip alacaklısına yapılmış bir ciro bulunmadıkça takip alacaklısının ’yetkili hamil’ sayılmayacağını»

√ «Cirantanın kendisinden sonra gelen cirantayı takip edemeyeceğini»

√ «Tanzim tarihi bulunmayan bononun ‘bono’ niteliğini taşımayacağı, bu durumda senette oluşan hakkın ciro yoluyla başkalarına devredilemeyeceğini - Senetteki hakkın ancak alacağın temliki yoluyla başkalarına devredilebileceğini»

√ «Çekin ibrazından sonra takip alacaklısına yapılan cironun ‘alacağın temliki’ hükümlerini doğuracağını ve alacaklının ‘yetkili hamil’ sıfatıyla takip yapmasına yasal bir engel bulunmayacağını»

√ «Hamiline yazılı bir çekin bankaya ibrazından sonra, ciro edilmeksizin başkasına elden devrinin olanaksız olduğunu, ibrazdan sonra alacaklının çekte hak sahibi olabilmesi için TK’nun 705. maddesi uyarınca adına ‘alacağın temliki’ hükümlerini doğuran bir cironun bulunması gerekeceğini»

√ «Çeki bankaya ibraz etmiş olan alacaklı tarafından, takip alacaklısına, alacağın temliki hükümlerini doğuracak şekilde bir ciro yapılmış olmadıkça takip alacaklısına yetkili hamil sayılmayacağını»

√ «Kanuni süresi içinde -TTK. 642 uyarınca- ödememe protestosu keşide etmeyen hamilin, lehtar ciranta da dahil olmak üzere tüm müracaat borçlularına karşı müracaat hakkını kaybedeceğini, bu kuralın alacaklının ‘genel haciz yolu ile’ takip yapması halinde de geçerli olacağını»

√ «Çekin firma adına düzenlenmiş olması ve arkadaki ilk cironun bu firmanın limited şirket olduğunu belirtir kaşesi imzalanmak suretiyle yapılmış olması halinde, bu cirodan lehtarın adı geçen limited şirket olduğunun kabulü gerekeceğini»

√ «Muhatap bankaya ibraz edilmediği için havale hükmünde olan çeke dayanılarak genel haciz yoluyla takip yapılıp borçlunun itirazı üzerine icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasının istenemeyeceğini»

√ « ‘Lehtar’ tarafından hamile yapılmış ‘ciro’ olmadıkça, hamilin ‘yetkili hamil’ olarak (sıfatıyla) senet borçluları hakkında takipte bulunamayacağını»

√ «Çekin ödememe sebebinin muhatap banka tarafından, yasal süresindeki ibraz anında, çek arkasına ‘TTK’nun 711/c maddesi gereği işlem yapılmamıştır’ şeklinde açıklanmış olması halinde, çekin süresinde ve usulüne uygun olarak ibraz edilmiş olduğunun kabulü gerekeceğini»

√ «İlk cironun lehtara ait olması gerekeceği, aksi takdirde ciro silsilesinin kopmuş olacağını ve bu nedenle takip yapan kişinin yetkili hamil sayılmayacağını»

√ «Çekin keşide edildiği yerden başka bir yerde ödenecek olması halinde, ibraz süresinin bir ay olduğunu»

√ «Hamiline yazılı çeklerde takip alacaklısının ciro silsilesi içerisinde yer almaması halinde ve bankaya ibraz için ciro edenin de son hamil olduğunun belirlenmesi durumunda, takip alacaklısının yetkili hamil olabilmesi için, ibrazdan sonra adı geçene -temlik hükmünde de olsa- bir cironun varlığının zorunlu olduğunu»

√ «Çekin ödenmemesi üzerine çek hamilinin ‘protesto’ veya ‘muhatap bankaya ibraz’ yahut ‘takas odasının tarihli beyanı’ndan herhangi birini tercih ederek çekle ilgili müracaat hakkını kullanabileceğini»

√ «Ticari senedin zilyedinin yetkili hamil olup olmadığının birbirini takip eden ciro silsilesinden anlaşılabileceğini»

√ «Sadece bononun zilyetliğinin devredilmiş olmasının, geçerli bir ciro bulunmadığı takdirde bonodaki hakkın, bononun zilyetliğini devralmış olan kişiye geçmesini sağlamayacağını - Çizilmiş ciroların yazılmamış hükmünde olduğunu»

√ «Ödememe protestosundan yahut bir protestonun tanzimi için muayyen olan müddetin geçmesinden sonra yapılan cironun, alacağın temliki hükmünde olduğunu, bu durumda usulüne uygun yapılmış alacağın temliki olmadığı sürece, senedi elinde bulunduranın haklı hamil sayılmayacağını»

√ «Çizilmiş ciroların hiç yazılmamış sayılacağını»

√ «Süresi içerisinde bankaya ibraz edilmiş olan ancak karşılığı bulunmadığı için ödenememiş olan -ve çekin zorunlu koşullarını içeren- çeke dayanarak ‘kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu’ yerine ‘genel haciz yolu’na başvurulabileceğini»

√ «Lehtar hanesinde ‘hamiline’ sözcüğü yazılmak suretiyle düzenlenmiş olan senedin ‘bono’ sayılmayacağı ve bu durumda bu senetteki hakkın ‘ciro yoluyla’ değil,’alacağın temliki ’yoluyla devredilebileceğini»

√ «Ciro silsilesindeki bozukluğun lehtar ile keşideci arasındaki ilişkiyi etkilemeyeceğini (lehtarın keşideci hakkında takipte bulunmasına ciro silsilesindeki bozukluğun engel teşkil etmeyeceğini)»

√ «Bonoyu elinde bulunduran kimse son ciro ‘beyaz ciro’ olsa dahi -TK. 598 uyarınca- kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağını»

√ «Son ciro beyaz ciro olsa dahi, bonoyu elinde bulunduran kişinin, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşılması halinde ‘yetkili hamil’ sayılacağını; senet lehtarının senet arkasındaki cirosunun iptal edilmiş olması halinde, bu ciro ‘yok’ hükmünde sayılacağından, takip alacaklısına ve onun cirantasına senetteki hakkın ciro yoluyla geçemeyeceğini»

√ « ‘Tanzim yeri’ unsurunu içermeyen senedin ‘bono’ niteliğinde bulunmayacağını, bu senetteki hakkın ciro yoluyla başkalarına da geçmesinin mümkün olmadığı ve senet arkasındaki beyaz cironun -BK’nun 163. maddesinde belirtilen- alacağın temliki işlemini de ihtiva edemeyeceğinden, takip alacaklısının bu senede ilişkin olarak takip hakkının bulunmayacağını»

√ «Lehine ciro yapılan kimsenin ciroda gösterilmesine gerek bulunmadığı gibi, cironun cirantanın sadece imzasından ibaret de olabileceğini, bu şekildeki ciroya ‘beyaz ciro’ denildiğini»

√ «Lehtarın cirosu ile çeki ele geçirmiş olan kişinin, tekrar çeki lehtara ciro etmesi ve onun tarafından, muhatap bankaya ibraz edilip karşılığının çıkmaması üzerine, onun tarafından icraya konulması halinde, borçluya karşı müracaat sorumlusu durumunda olan alacaklının, çeki geriye ciro yoluyla alması ve başkasına ciro etmesi doğru ise de, bu şekilde ciro yoluyla çeki devraldıktan sonra kendisinin sorumlu olduğu kimselere ‘müracaat borçlusu’ olarak başvuramayacağını (Zira, ‘geriye ciro’ ile çeki devralan cirantanın çeki devretmeden önceki durumuna döneceğini ve bu şekilde kimlere başvuru hakkı varsa ancak onlara karşı takip yapma imkanını elde edeceğini)»

√ «Ciro zincirindeki kopukluğun, lehtar ile keşideci arasındaki ilişkiyi etkilemeyeceğini»

√ «Bir bonoda ‘emre yazılı değildir’ veya bu manayı ifade eder şekilde ‘ciro edilemez’ gibi ibarelerin yazılması halinin, o bononun kambiyo senedi olma niteliğini etkilemeyeceğini, böyle bir bonoya dayalı olarak lehtarın borçlu hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapabileceğini»

√ «Çekin keşide tarihinde yapılan düzeltmeye ilişkin paraf imzasına borçlu tarafından itiraz edilmiş olmadıkça, düzeltilmiş şekliyle çekin keşide tarihine göre -10/30 günlük- ibraz süresi bitmeden, icra takibine konulmuş olması halinde, çekin süresinde muhatap bankaya ibraz edilmiş olduğunun kabulü gerekeceğini»

√ «Bononun ‘geriye ciro’ ile lehdara dönüşü halinde lehdar tarafından kendisine müracaat hakkı bulunanlar hakkında takip yapılamayacağını»

√ «Çekin bankaya ibrazından sonra, hamil tarafından, takip yapan alacaklıya yapılmış bir ciro ve temliki bulunmadıkça, takip yapan alacaklının yetkili hamil sayılmayacağını»

√ «Lehine ciro yapılan kimsenin ciroda gösterilmesine gerek bulunmadığı gibi cironun sadece cirantanın imzasından ibaret olabileceğini»

√ «Ciro zinciri içinde yer almayan alacaklının, ‘yetkili hamil’ olarak takipte bulunamayacağını»

√ «Senette üç kişinin lehdar olarak bulunması ve her üçünün üç ayrı imza ile senetteki haklarını takip alacaklısına ciro ederek devretmiş olmaları halinde, takip alacaklısının tek başına yetkili hamil konumunda bulunacağını»

√ «Bononun arkasında yazılı olan ‘teminat senedidir, ciro edilemez’ sözcüklerinin lehtar alacaklının takip hakkını engellemeyeceğini» √ «Cirodaki isminin ‘imza’ niteliğinde olduğu iddia ve ispat edilmedikçe, ‘imza’ olarak kabul edilemeyeceğini»

√ «Senedi,son cirantanın beyaz cirosu ile takip alacaklısına geçmiş olması halinde, takip alacaklısının ‘yetkili hamil’ sayılacağını»

√ «Beyaz cironun, hamiline yazılıymış gibi bononun tedavülüne imkan sağlayacağını, senedin beyaz ciroyla devri halinde, her hamilin hak sahibi sayılacağını, ancak beyaz cirolu bononun ‘hamile yazılı’ bir senet halini almayacağını, beyaz cirolu senetlerin hamili tarafından tam yahut beyaz ciro yapılmadan ve elden başka bir kimseye verilmesi halinde, o hamilin ciro zinciri içinde yer almayacağını»

√ « ‘İlk ciro’nun lehtar tarafından yapılmamış olmasına rağmen,sonraki cironun lehtar tarafından takip alacaklısına yapılmış olması halinde, ilk cironun yok hükmünde sayılacağını»

√ «Senedin arka yüzünde lehdarın temlik cirosunun bulunmayıp, ‘kefil’ olarak isminin yazılı olması halinde ciro silsilesinde kapukluk bulunmuş olacağından takip alacaklısının ‘yetkili hamil’ sayılamayacağını»

√ «Tedavülden sonraki ciroların ‘alacağın temliki’ hükümlerini doğuracağını, tedavülü sona erip ibraz edilen ve muhtelif cirolar görmüş çeklerde cirantalar atlanmak suretiyle bunlardan birisinin keşideciye başvurabilmesi için geriye dönüş cirosuna gerek bulunmadığını»

√ «Çekin ön yüzünde bulunan ‘ciro edilemez’ kaydının, çekin kambiyo senedi olma niteliğini etkilemez ise de, lehtar dışındaki kişilere çekin devrini engelleyeceğini (Lehtar durumunda olmayan takip alacaklısının ‘yetkili hamil’ sayılamayacağıhı)»

√ «İcra takibinin çekleri ciro ile eline geçiren yetkili hamil tarafından keşideci hakkında yapılıyor olması halinde, keşidecinin başka bir alacaklıyı hasım göstererek açmış olduğu dava sonucunda almış olduğu ‘çeklerin iptaline ilişkin’ karardan takip alacaklısının etkilenmeyeceğini»

√ «Keşidecinin ‘cayma hakkı’nı kullanarak muhatap bankaya ‘ödemeden men talimatı vermiş olmasının, çek karşılığını alamayan alacaklının keşideci hakkında takip yapmasını engellemeyeceğini»

√ «Çekteki ibraz kaşesinin altında bir tarih bulunmaması halinde, geçerli bir ibrazdan bahsedilemeyeceğinden -TTK. 708 ve 720 uyarınca- hamilin bu çeke dayanarak takipte bulunamayacağını»

√ «Yabancı banka muhatap gösterilmek suretiyle Los Angeles’ta düzenlenen çekin usulüne uygun olarak ibraz edilip edilmediğinin saptanması için- üniversitenin ticaret kürsüsünden uzman bilirkişiler vasıtasıyla bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekeceğini»

√ «Senet arkasında lehtara ait ciro imzasının bulunmaması halinde, takip alacaklısının yetkili hamil sayılmayacağını»

√ «Takip alacaklısına yapılmış ciro bulunmadıkça takip alacaklısının yetkili hamil sayılamayacağını»157

√ « ‘İlk cironun’ lehdara ait olmaması halinde ciro silsilesinde kopukluk olursa da bu kopukluğun çeki lehdarın cirosu ile ele geçiren alacaklının keşideci borçluyu takip etmesine engel teşkil etmeyeceğini»158

√ «Çekte lehtarın tüzel kişiliğinin bulunmamasının çek niteliğine etkili olmayacağını, bu durumdaki çekin hamiline düzenlenmiş çek hükmünde olacağını»

√ «Takip dayanağı çeklerin, muhatap bankaya ve takas odasına ibraz edilmemiş olması ve TTK. 720/I’e uygun şekilde müracaat borçlularının da protesto edilmemiş olması halinde ‘adi havale’ niteliğini taşıyacağını, alacaklı tarafından bunlara dayanılarak ‘genel haciz yoluyla’ da takip yapılamayacağını»

√ «Senet lehtarı tarafından arkasına ciro imzası atıldıktan sonra başka bir kişiye verilmemişse, yani halen lehtarın elinde ise, senet arkasındaki ciro şerhinin senetteki hakkın başkasına geçtiğini göstermeyeceğini ve bu senedin lehtar tarafından keşideci hakkında takibe konulmasında bir sakınca bulunmayacağını»

√ «Çekin hangi tarihte ibraz edildiğinin ‘çek metnine’ göre belirlenecek bir husus olup, banka cevabına göre sonuca gidilemeyeceğini»

√ «Ticaret mahkemesince -hasımsız açılan davada- verilmiş olan ‘zayi nedeniyle çekin iptaline’ ilişkin kararın çekin yetkili hamili tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapılmasını engellemeyeceğini»

√ «Çekte lehtar olmayan ve hamil tarafından kendisine yapılmış bir ciro da bulunmayan kişinin yetkili hamil olarak takipte bulunamayacağını»

√ «Alacaklı gözüken kat malikleri yönetiminin, kat maliklerini temsil yetkisi olmadığından aktif ve pasif taraf ehliyeti bulunmadığını»

√ «Çekin muhatap bankaya yasal süre geçtikten sonra ibraz edilmiş olması halinde,takip alacaklısının borçluya karşı müracaat hakkını kaybetmiş olacağını»

√ «Dava dışı üçüncü kişi tarafından açılıp kabul edilen zayi davası, çek hamilinin haklılık durumunu ne şekilde etkiler?»

√ «İbraz müddeti içinde bankaya ibraz edilmiş olan çekte ‘ibraz tarihi’nin banka tarafından belirtilmemiş olması halinde ve bu çekin ibraz süresi bitmeden icra takibine konulması durumunda muhatap bankaya çekin süresi içinde ibraz edildiğinin kabul edilmesi gerekeceğini»

√ «Çekteki hakkın devrinin -TTK. 700 uyarınca- ancak çekin teslim ve cirosu ile mümkün olabileceğini»

√ «Takip alacaklısının lehtarın bononun arka yüzündeki beyaz cirosu ile ‘yetkili hamil’ olacağını»

√ «Alacaklının takip konusu çek hakkında ibraz süresi içinde çektiği ihtarnamenin ‘ibraz’ yerine geçeceğini»

√ «Görüldüğünden ödenmesi gereken bir ödeme vasıtası olan çekte, rehin cirosu yapılamayacağını»

√ «Kambiyo senetlerinde hak sahipliğinin, senetteki ciro durumuna göre belirleneceğini»

√ «Takip konusu çekin muhatap bankaya ibraz edilmemiş olması ve çek aslı ibraz edilmeden takipte bulunulmuş olması ancak borçlunun icraya yaptığı itirazında asıl alacağa karşı çıkmamış olması durumunda, belgenin niteliğinin tartışma konusu yapılamayacağını fakat alacaklının keşide tarihinden değil takip tarihinden itibaren faiz isteyebileceğini»

√ «Takip dayanağı çok metninde çekin ibraz tarihinin yazılı olması halinde yasaya uygun ve geçerli bir ibrazın varlığından söz edilemeyeceğini»

√ «Çekteki hakkın devri teslim ve ciro ile mümkün olabileceğinden, lehtar konumunda bulunmayan ve adına ciro yapılmayan kişinin takip alacaklısına yapacağı cironun geçerli olmayacağını»

√ «Takip dayanağı çekin lehtarın cirosu ile tedavüle çıkarılmış olması ve takip alacaklısının da ciro zinciri içinde yer alması halinde, yetkili hamil sayılacağını»

√ «Çekin ‘emre yazılı’ olarak düzenlenebileceği gibi ‘nama yazılı’ olarak da düzenlenebileceğini, son durumda alacağın temliki hükümlerinin uygulanacağına dair yasal bir düzenleme bulunmadığını»

√ «Tüzel kişiliği bulunmayan ‘firma’ adına düzenlenmiş senedin ‘bono’ niteliğini taşımayacağını ve ciro yoluyla devredilemeyeceğini»

√ «Keşide yeri İstanbul olan ve muhatap bankası Çorlu’da bulunan çekte ibraz süresinin bir ay olduğunu»

√ « ‘Teminat (rehin) cirosu’ ile senede hamil olan bankanın kendi cirantasını takip edemeyeceğini»

√ «BK. 525 ve 533 gereğince kendisine yönetim hakkı verilen ortağın, adi ortaklığı temsil yetkisinin bulunacağını, bu temsil yetkisinin zımnen icazet, temsil belgesi, adi ortaklık sözleşmesi veya ortaklık kararı ile verilebileceğini

√ «Takip alacaklısına yapılmış bir ciro olmadıkça, bu kişinin yetkili hamil sayılamayacağını»

√ «Lehtar tarafından önce muhatap bankaya ibraz edilip sonra takibe konulmuş olan çekte takip alacaklısının ‘yetkili hamil’ sayılacağını»

√ «Muhatabı tarafından kabul edilmemiş poliçeye dayanılarak, poliçe keşidecisinin muhatap hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapamayacağını»

√ «Temlik cirosu ile çeki devralmış olan bankanın, çekin karşılığının çıkmaması üzerine, çeki kendisine olan kişiye -geriye dönüş cirosuna gerek kalmadan- verebileceği, bu durumda bu kişinin yetkili hamil olarak takipte bulunabileceğini»

√ «Lehtarın cirosu ile senedi elinde bulunduran hamilin, ‘yetkili hamil’ sayılacağını»

√ «Takibe konu senetlerin borçlularının ‘aynı’ fakat alacaklılarının ‘ayrı’ kişiler olması halinde, alacaklılar yönünden zorunlu dava (takip) arkadaşlığın doğmayacağını ve bu kişilerin birlikte takip yapamayacaklarını»

√ «Takip konusu bonoların alacaklı bankaya beyaz ciro ile geçmiş ve teslim edilmiş olması halinde, alacaklı bankanın yetkili hamil sayılacağını»

√ « ‘Keşide tarihi’ 30.7.1999 olan çekin ‘ibraz müddeti’nin 9.8.1999 tarihinde dolmuş olacağını»

√ «Yöneticinin 634 sayılı yasada sayılanlar dışında kat maliklerini temsil yetkisi olmadığından, apartman yöneticiliğinin aktif ve pasif taraf ehliyeti bulunmadığını, alacaklının alacağını kat maliklerinden arsa payları oranında talep edebileceğini, ehliyetle ilgili olan bu şikayetin süreye bağlı olmamaksızın ileri sürülebileceğini»

√ «Takip alacaklısı bankanın Bankalararası Takas Yönetmeliğinin 7. maddesi uyarınca, ibraz işleminin muhatap bankaya vekaleten yapmış olması halinde, kendisinin muhatap banka durumunda olmaması nedeniyle, yaptığı işlem geçerli bir ibraz işlemi olup, kendisinin ‘yetkili hamil’ olarak takip yapmasında bir sakınca bulunmadığını»

√ «Çeki elinde bulunduran hamilin ‘ibraz süresi içinde çeki muhatap bankaya ibraz ettiği halde ödemediğini’ usulüne göre (TTK. 720) tesbit ettirmemiş olması halinde, çek borçluları hakkında takipte bulunamayacağını»

√ «Ciro silsilesi (zinciri)nin bozuk (kopuk) olması halinde hamilin ‘yetkili’ (haklı hamil) sayılamayacağını»

√ «Lehtarın beyaz cirosu ile senedi elinde bulunduran kişinin yetkili hamil sayılacağını»

√ «Bononun vadesinde ödenmesi için ayrıca ihtara gerek bulunmadığını (Ancak ‘keşideci’ dışındaki diğer müracaat borçlularına ‘cirantalara’ başvurabilmek için, bononun ‘keşidecinin’ protesto ettirilmesinin zorunlu olduğunu)»

√ «Muhatap bankaya çekin ödenmesi için ibraz edilmesinin, çekin ciro edildiği anlamını taşımayacağını»

√ «Tahsil cirosu ile senede hamil olan bankanın, senedi kendisine ciro eden hakkında takipte bulunamayacağını, diğer senet borçlularını takip edebileceğini»

√ «Üzeri çizilen cironun yok hükmünde olacağını (TTK. 598), buna karşın üzeri çizilen ibrazın geçerliliğini koruyacağını»

√ «Hamiline yazılı çekin ibraza kadar herhangi bir ciroya gerek kalmadan el değiştirebileceğini, ibrazdan sonra mutlaka ciro ile devredilebileceğini»

√ «Senet lehtarının kendisinden sonra gelen cirantaları takip edemeyeceğini»

√ «Çekin ön yüzünde bulunan bankaya ait ‘takas kaşesi’nin bankanın ‘yetkili hamil’ olduğunu göstermeyeceğini»

√ «Ciro zinciri içinde yer alan (imzası bulunan) ve senet elinde bankanın alacaklının ‘yetkili hamil’ sayılacağını»

√ «Kambiyo senetlerinde, ilk cironun lehtar tarafından yapılmış olması gerektiğini, aksi taktirde hamilin ‘yetkili hamil’ sayılmayacağını»

√ «Lehtarın, çeki elinde bulundurduğu sürece keşideci hakkında takipte bulunabileceğini»

√ «Lehtarın ‘beyaz cirosu’nun kural olarak ‘temlik cirosu’ sayılacağını»

√ «Çekin ibrazından sonra ‘alacağın temliki’ yoluyla başkasına devredilebileceğini, ancak bunun için temlik yapanın ‘yetkili hamil’ olmasının zorunlu olduğunu»

√ «Ciro yasağının (çekin ön yüzündeki ‘ciro edilemez’ kaydına) rağmen, takip alacaklısına yapılan cironun hüküm ifade etmeyeceğini»

√ «Ciro zincirinde yer alan imzalardan birisinin çizilmesinin, sadece o imza sahibini senet borcu ile sorumlu olmaktan kurtaracağını, ciro zincirinin sıhatine etkili olmayacağını (senedi elinde bulunduranın ‘yetkili hamil’ sayılacağını)»

√ «Son hamilin cirosu ile senedi elinde bulunduran bankanın ‘yetkili hamil’ sayılacağını»

√ «Senet bedelini ödemiş cirantanın, kendisinden sonra gelen değil, kendisinden önceki cirantalardan senet bedelini talep edebileceğini»

√ «Lehine (kendisine) ciro yapılmadan senedi elinde bulunduran kişinin ‘yetkili hamil’ sayılmayacağını»

√ «Teminat cirosuna ilişkin kaşe altında lehtarın imzasının bulunmaması halinde, senedi elinde bulunduran hamilin ‘yetkili hamil’ sayılmayacağını»

√ «Cironun geçerliliğinin, lehine ciro edilen kişinin imzasının da bulunmasına bağlı olmadığını»

√ «Lehtar tarafından yapılan ciro ile senetleri elinde bulunduran bankadan, lehine ciro yapılmadan senetleri eline geçiren kişinin ‘yetkili hamil’ sayılmayacağını»

√ «Çek bedelinin ödenmemesi konusunda mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının -karara taraf olmayan- çek hamilinin çeke dayalı takip yapmasını önlemeyeceğini»

√ «Lehtarın ünvanının yasal bir kararla değişmiş olması halinde, yeni ünvanlı lehtara ayrıca senedin ciro edilmesine gerek bulunmadığını»

√ «Hamiline yazılı çekin, bankaya ibrazından sonra ciro edilmeden başkasına elden devredilemeyeceğini»

√ «Muhatap bankanın çek arkasına yazdığı ‘mahkemenin ihtiyati tedbir kararı nedeniyle herhangi bir işlem yapılmadığı’na dair yazının, çekin hamil tarafından icraya konmasını engellemeyeceğini»

√ «İbrazdan sonra hamile yapılmış -‘alacağın temliki’ sonuçlarını doğuracak -yasal bir ciro mevcut olmadıkça, hamilin ‘yetkili hamil’ sayılmayacağını»

√ «Lehtarın ilk cirosunun çizilerek iptal edilmiş olması halinde, lehtar gözükmeyen kişi tarafından yapılan cironun da geçersiz olacağını (ve dolayısıyle takip yapanın ‘yetkili hamil’ sayılmayacağını)

√ «Cironun vadeden sonra yapılmış olmasının, alacaklının takip hakkını etkilemeyeceğini»

√ «Rehin cirosu ile poliçeyi (bonoyu) elinde bulunduran hamilin, poliçeden (bonodan) doğan tüm hakları kullanabileceğini»

√ «Hamiline yazılmış çeklerde ciro silsilesine bakılmayacağını, çekten doğan alacağın teslim ile hamile geçmiş olacağını»

√ «Hamiline yazılı çeklerin başkasına verilebilmesi (devredilmesi) için ciro zorunluluğu bulunmadığını»

√ «Lehtar tarafından başkasına ciroedilmiş olan çekin tekrar lehtara verilmesi (geçmesi) halinde, lehtarın kendisinden sonra gelen cirantalar hakkında takipte bulunamayacağını»

√ «Bononun lehtar tarafından keşideciye de ciro edilebileceğini (ve daha sonra keşidecinin bu senedi başkasına ciro edilebileceğini)»

√ «Müracaat borçlusunun çeki (senedi) elinde bulunduran ve ciro sıralamasında kendisinden sonra gelen kişiye karşı sorumlu olduğunu, çünkü bu kişinin ‘yetkili hamil’ sayıldığını»

√ «Takip alacaklısına yapılmış olan cironun iptal edilmiş olması halinde, alacaklının yetkili hamil sayılmayacağını»

√ «Tahsil cirosu ile senede hamil olan bankanın, vekil hamil sayılacağını»

√ «Lehtar hanesinde ünvanı kısaltılmış olarak yazılı bulunan lehtar tarafından ciro edilmiş çeki elinde bulunduran hamilin ‘yetkili hamil’ sayılacağını»

√ « ‘Alacağın -BK. 162, 170 uyarınca- tediye makamına geçmek (sayılmak) üzere ...’ya devir ve temlik edildiği’ne dair beyanın ‘ciro’ sayılmayacağını»

√ «Kambiyo senedinden doğan alacağın geçebilmesi (devredilebilmesi) için, sadece kambiyo senedinin ‘teslim’ edilmiş olmasının yeterli olmadığını, ayrıca usulüne uygun ‘ciro’nun yapılmış olmasının zorunlu olduğunu»

√ «Takip dayanağı bononun lehtar kısmında yapılan değişikliğin, borçluca paraf edilmedikçe, borçlu yönünden bağlayıcı olmayacağını»

√ « ‘Ödeme yasağı bulunduğu’ndan bahisle, muhatap banka tarafından ödenmemiş olan çekin, hamili tarafından icraya konabileceğini»

√ «Takip alacaklısının ‘şeklen yetkili hamil’ olmasının yeterli olduğunu, bu kişinin kendi cirantasının ‘meşru hamil’ olduğunu değil ‘yetkili hamil’ bulunduğunu -ciro zincirine göre- kanıtlamasının yeterli olduğunu, bu nedenle cirantasının kısıtlı olup olmadığını araştırmak zorunda olmadığını, keşidecinin de ‘cirantanın ehliyetsiz olduğunu’, ‘ciro imzasının cirantaya ait olmadığını’ hamile karşı ileri süremeyeceğini»

√ «Çekin cirantasının tüzel kişiliğinin bulunmamasının, cironun geçerliliğine etkili olmayacağını»

√ «Senet arkasına atılan imzanın ‘beyaz ciro’yu ifade edeceğini»

√ «Tanzim yeri yazılı olmayan bononun adi senet sayılacağını ve alacağın temliki yoluyla devredilebileceğini»

√ «Senet hamilinin (takip alacaklısının) ciro imzasının lehtara ait olup olmadığını araştırmak zorunda olmadığını»

√ «Sadece cirantanın imzasından ibaret cironun geçerli olacağını, cirantanın ad ve soyadının yazılmasının zorunlu olmadığını»

√ «Ciro sıralaması içerisinde isim veya imzası bulunmayan ya da beyaz ciro ile kendisine senet teslim edilmemiş olan kişinin «haklı (yetkili) hamil» sayılmayacağını»

√ «Beyaz ciro ile senedi elinde bulunduran kişinin ‘yetkili hamil’ olarak takipte bulunabileceğini»

√ « ‘Keşide yeri’nin başkası tarafından yazılmış olmasının, kambiyo senedinin geçerliliğini etkilemeyeceğini»

√ «Aval verenin senedi tedavüle çıkaramayacağını»

√ «Hamil tarafından keşideciye, onun tarafından da başka bir kişiye yapılan cironun geçerli olacağını»

√ «Rehin cirosu ile senedin elinde bulunduran bankanın ‘yetkili hamil’ olarak, senet borçluları hakkında takip yapabileceğini»

√ «Lehtarın yetkili temsilcisi tarafından yapılmayan cironun geçerli olmayacağını (hamilin, ‘yetkili hamil’ sayılmayacağını)»

√ «Kambiyo senedinin ciro edilmiş olmasına rağmen, ciro edilene teslim edilmemiş olması halinde, senetteki alacağın devredilmiş olmayacağını»

√ «Senedi bankanın ‘tahsil cirosu’ ile veren cirantanın (lehtarın), bankanın ayrıca cirosuna gerek kalmadan senedi geri alabileceğini (ve senet borçluları hakkında takipte bulunabileceğini)»

√ « ‘K.T.F.D. sınırları içinde geçerlidir' şekliyle yapılan cironun geçerli olduğunu»

√ « ‘Çek’ niteliğini taşımayan-örneğin ‘keşide yeri’ni, ‘keşide tarihi’ni içermeyen belgeye dayanılarak, ne kambiyo senetlerine mahsus ve ne de genel haciz yoluyla takip yapılamayacağını»

√ «Lehtarın beyaz cirosu ile tedavüle çıkarılan senedin tekrar bu kişinin beyaz cirosu ile lehtara teslim edilmesi halinde, lehtarın yetkili hamil olarak takipte bulunabileceğini»

√ «Senet lehtarının cirosu ile senede hamil olan alacaklının, tahsil cirosu ile bankaya ciro ettiği senedi, yeniden ciroya gerek kalmadan bankadan alabileceğini ve senet lehtarına tekrar ciro etmesi halinde, senet lehtarının ‘yetkili hamil’ olarak senedi icraya koyabileceğini (fakat; senedin lehtara tekrar ciro edilmeden verilmesi halinde, lehtarın ‘yetkili hamil’ sayılmayacağı ve senedi icraya koyamayacağını»

√ «Senet bedelini ödeyen aval verenin, kendisine aval verdiği kişinin haklarına halef olarak diğer senet borçlularının kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip edebileceğini»

√ «Borcu ödeyen keşidecinin ‘aval veren’den talepte bulunamayacağını, bilakis borcu ödeyen ‘aval veren’in keşideciye rücu edebileceğini»

√ «Senet bedelini yetkili hamile ödeyen keşidecinin, senet lehtarına rücu edemeyeceğini»

√ «Senet bedelinin; keşideci, ciranta veya hamil gibi senetle ilgili olmayan birisi tarafından ödenmesi halinde ‘araya girme sureti ile ödeme’nin söz konusu olacağını ve bu durumda araya giren, kimin için (adına) ödemede bulunmuşsa, onu ve ona karşı borçlu olanları takip edebileceğini»

√ «Senet bedelinin tamamını hamile ödeyen müşterek borçlulardan birinin, diğer müşterek borçluya payından fazla ödediği miktar için -iki borçludan birisinin diğerine ödediğinin yarısı oranında- ve ‘genel haciz yoluyla’ takipte bulunabileceğini»

√ «Senet lehtarının ölmesi halinde, mirasçılarının ‘hepsinin birlikte’ veya ‘miras şirketine tayin ettirecekleri temsilci vasıtasıyla’ bu senedi icraya koyabileceklerini»

√ «Teminat cirosu ile senede hamil olan bankanın, senedi beyaz ciro ile lehtardan aldıktan sonra tekrar lehtara beyaz ciro ile iade eden cirantayı takip edebileceğini»

√ «Teminat (rehin) cirosu ile senede hamil olan bankanın keşideciyi takip edebileceğini»

√ « ‘Ciro’nun imza atılarak yapılabileceğini, ‘mühür’ ve ‘parmak izi’ ile yapılan cironun geçersiz olacağını»

√ «Takip borçlusunun, mahkemeden ‘takip konusu bonoların iptali’ hakkında aldığı ilamın, takip konusu senetleri tahsil cirosu ile elinde bulunduran hamile karşı da hüküm ifade edebileceğini»264

√ «Mirasbırakandan kalan ve düzenleme tarihi ile vade tarihi taşımayan bononun, mirasçılardan birisi tarafından ancak kendi payı oranında temlik edilebileceğini»

√ «Hamilin, kendisine ciro eden kimsenin ‘yetkili’ olup olmadığını araştırmak zorunda olduğunu»

√ «Takip alacaklısının ‘şeklen yetkili hamil’ olmasının yeterli olduğunu, bu kişinin kendi cirantasının ‘meşru hamil’ olduğunu değil, ‘yetkili hamil’ olduğunu -ciro zincirine göre- kanıtlamasının yeterli olduğunu, bu nedenle cirantasının kısıtlı olup olmadığını araştırmak zorunda olmadığını, keşidecinin de ‘cirantanın ehliyetsiz olduğunu’, ‘ciro imzasının cirantaya ait olmadığını’ hamile karşı ileri süremeyeceğini»

√ «Temlik cirosu ve senedin teslimi ile senetten doğan tüm hakların ciro edilene geçeceğini - ‘...senet bedelini devrettim’, ‘...emrühavalesine ödeyiniz’, ‘senet bedelini...’a temlik ettim’ şeklindeki sözcüklerin, ‘temlik cirosu’nu edeceğini»

√ «Kollektif şirket lehine düzenlenen bononun kollektif şirket ortağı tarafından takip konusu yapılamayacağını»

√ ««Almanya’daki bir Türk’ün, diğer bir Türk lehine keşide ettiği poliçenin, Türkiye’de geçerli olacağını»

√ «Borcun tamamını ödeyen asıl borçlunun, aval verenden borcun yarısını rücuen tahsil edebileceğini»

√ «Poliçe bedelini ödeyen keşidecinin lehtara rücu edemeyeceğini»

belirtmiştir.

V- Kimler hakkında «borçlu sıfatı» ile kambiyo senetlerine ilişkin özel haciz yolu ile takipte bulunabilir? Kambiyo senedine dayanılarak hakkında takip yapılabilecek kişileri, «asıl senet borçluları» ve «müracaat borçluları» diye iki grupta incelemek mümkündür:

A- POLİÇELERDE:

a) Asıl senet borçluları: Poliçenin asıl senet borçluları; kabul eden muhatap (TY. mad. 610) (Eğer, muhatap poliçeyi kabul etmemişse, hakkında takip yapılamaz), «kabul eden lehine aval verenler» (TK. mad. 612, 614/I) ve bunların yetkisiz temsilcileri»dir (TK. mad. 590).

Bu kişilerin sorumluluğu için ayrıca, poliçenin protesto edilmiş olmasına gerek yoktur.

Poliçe, kabul için muhataba ibraz edilir. Eğer muhatap tarafından kabul edilirse, «kabul eden muhatap», senedin asıl borçlusu durumuna girer. Eğer muhatap tarafından kabul edilmezse, poliçe hamili durumu bir protesto ile tesbit ettikten sonra, diğer poliçe borçlularına müracaat edebilir. Kabul edilmeme durumunda, poliçe geçerliliğini yitirmeyip sadece «kabul etmeyen muhatab» hakkında takip yapılmasını önler.

b) Müracaat borçluları: «Asıl poliçe borçluları» dışında kalan «keşideci», «ciranta», «bunlara aval verenler», «araya girme sureti ile kabul edenler» ya da «bunların yetkisiz temsilcileri», «poliçenin müracaat borçluları» durumundadırlar.

Bu kişilere başvurabilmek için, şu maddi ve şekli koşulların gerçekleşmesi gerekir:

Maddi Koşullar:

aa) Borcun Ödenmemiş Olması: Poliçe, zamanında ve usulüne uygun bir şekilde (TK. mad. 616, 617, 620) ödenmek üzere ibraz olunduğu halde ödenmezse, hamil müracaat borçlularına başvurmak hakkını kazanır (TK. mad. 625/I).

bb) Poliçenin kabul edilmemiş olması: Poliç, zamanında ve usulüne uygun bir şekilde (TK. mad. 603-606) kabule arz edildiği halde, muhatabın kabulden tamamen ve kısmen kaçınması halinde de hamil müracaat hakkını kazanır (TK. mad. 625/II-1). Böylece, kabule arz edildiği halde hamil, vadeyi beklemeden müracaat borçlularına başvurabilir.

cc) Poliçe bedelinin ödeneceğinden kuşkuya düşülmesi: Yasada öngörülen belirli durumlarda, hamile vadeyi beklemeden poliçenin ödenmesini müracaat borçlularından isteyebilme hakkı tanınmıştır. Bu durumlar şunlardır:

aaa) Poliçeyi kabul etmiş olsun olmasın, muhatap iflas etmiş, ödemelerini tatil etmiş ya da aleyhindeki icra takibi semeresiz kalmış ise hamil vadeyi beklemeden ödeme istemi ile müracaat borçlularına başvurabilir (TK. mad. 625/II-2).

bbb) Kabule arzı yasaklanan bir poliçenin keşidecisi iflas etmiş bulunursa, hamil yine vadeyi beklemeden müracaat borçlularından poliçenin ödenmesini isteyebilir (TK. mad. 625/II-3).

Şekil Koşulları:

Müracaat borçlularına karşı takipte bulunabilmek için, yukarıda maddi koşullardan birinin gerçekleştiğinin yasanın öngördüğü belirli şekillerde kanıtlanması gerekir. Poliçe «kabul edilmemişse» bunun kabul etmeme protestosu ile, poliçe «ödenmemişse» bunun ödememe protestosu ile, keza «ödemelerin tatil olduğunun» ve «icra takiplerinin semeresiz kalmış olduğunun»da aynı şekilde protesto ile kanıtlanması gerekir. Muhatap veya keşidecinin iflas etmiş olduğu da «iflas kararı» ile kanıtlanmalıdır.

Şu halde, kısaca özetlemek gerekirse; poliçe’de «asıl poliçe borçlusu»olan «kabul eden muhatap», «kabul eden lehine aval verenler» ve «bunların yetkisiz temsilcileri» takip konusu poliçe protesto edilsin edilmesin, icra takibinde «borçlu sıfatı ile» yer alabilecekken, «poliçenin müracaat borçlusu» durumunda olan keşideci, ciranta, aval verenler, araya girme sureti ile kabul edenler ve bunların yetkisiz temsilcileri ancak takip konusu poliçe protesto edilmişse «borçlu sıfatı ile» takipte yer alabilirler.

Eğer poliçe görüldüğünde ödenecek (TK. mad. 616/I) ya da görüldüğünden belirli bir müddet sonra ödenecek ise (TK. mad. 605/I), bu poliçenin keşide gününden itibaren bir yıl içinde muhataba ibrazı gerekir. Aksi takdirde, müracaat borçluları borçlarından kurtulurlar...

B- BONOLARDA:

a) Asıl senet borçluları: Bonolarda, asıl senet borçlusu keşideci’dir. (TK. mad. 691/I). Bunun yanında, keşideci için aval verenler (TK. mad. 614/I, 690/III) ve onların yetkisiz temsilcileri (TK. mad. 590, 690/II) de, bonoda asıl borçlu sıfatını taşırlar.

Bu kişilere başvurmak -haklarında takipte bulunmak- için senedin protesto edilmiş olmasına gerek yoktur.

b) Müracaat borçluları: Asıl bono borçluları dışında kalan cirantalar, bunlara aval verenler, araya girme sureti ile ödemede bulunanlar ya da bunların yetkisiz temsilcileri bononun müracaat borçlusu durumundadır.

Bu kişilere başvurulabilmesi -hakkında takipte bulunabilmesi- için, bononun TK. mad. 620’de öngörülen süre içinde «ödeme için» ibraz edilmesi ve ödenmemesi halinde, asıl borçlu olan keşideciye (bonoyu düzenleyene) karşı protesto düzenlettirilmesi gerekir. Aksi halde, TK. mad.642 gereğince, hamil, müracaat borçlularına karşı haklarını kaybeder, takipte bulunamaz. Ancak hemen belirtelim ki, müracaat hakkının kullanılabilmesi için yasal süresi içinde protestonun noter tarafından düzenlenmiş ve imza edilmiş olması yeterli olup, protestonun muhataba tebliğ edilmemiş veya geç tebliğ edilmiş olması önemli değildir ... Eğer senette «protestosuz» kaydı (şerhi) varsa, alacaklı (hamil), protesto çekmeden senet borçlularını takip edebilir.

Eğer «görüldüğünde ödenecek» bir bono sözkonusu ise, bu bononun düzenlenme tarihinden itibaren bir sene içinde ödenmek üzere ibrazı gerekir (TK. mad. 616). Eğer bu süre içinde ibraz edilmezse, hamil müracaat borçlularına karşı hakkını kaybeder.

Eğer «görüldüğünden belli bir süre sonra ödenecek» bir bono sözkonusu ise, düzenleme tarihinden itibaren bir yıl içinde, senedin düzenleyence görülmesi için, ibrazı gerekir (TK. mad. 605). Bu yapılamazsa müracaat borçluları yine borçlarından kurtulurlar (TK. mad. 605/I, 642).

Senedin «müracaat borçlularına» başvurabilmek için, senedin ödenmemesi halinde protesto ettirilmesi yanında ayrıca -TK. mad. 635/ı uyarınca- hamil tarafından senedin ödenmediğinin kendi cirantasına ihbar edilmesi gerekir. Ancak, bu ihbarın yapılmamış olması, hamilin müracaat hakkını kaybetmesine neden olmaz (TK. mad. 635/son).

C- ÇEKLERDE:

a) Asıl çek borçlusu: Çeki keşide eden, yani düzenleyip imzalayan kimsedir.

b) Müracaat borçluları: Çeki keşide eden dışında kalan; cirantalar ve bunlara aval verenler’dir (TK. mad. 706).

Gerek keşideciye ve gerekse diğer çek borçlularına başvurabilmesi için şu maddi ve şekli koşulların gerçekleşmesi gerekir:

aa- Maddi koşul: Çek, ibraz süresi içinde (TK. mad. 708) muhatap bankaya ibraz edildiği halde, kısmen ya da tamamen ödenmemiş olmalıdır (TK. mad. 720).

bb- Şekli koşullar: Çekin süresinde  ibraza rağmen ödenmemiş olduğu (TK. mad. 720);

aaa) Ödemeden kaçınma protestosu ile -ki uygulamada bu yola başvurulduğu pek görülmemektedir-;

bbb) Muhatabın çek üzerine ibraz gününü belirtir şekilde yazdığı çek bedelinin ödenmediğini belirtir imzalı yazı ile,

ccc) Takas odasının taahhütlü ve imzalı beyanı ile kanıtlanmalıdır.

Uygulamada genellikle ikinci ve üçüncü yol izlenmektedir.

Eğer hamil, yukarıdaki kurallara uygun hareket etmez yani, yukarıdaki işlemlerden birini yapmazsa, protestodan muafiyet halleri (TK. mad. 634, 730/10) dışında, kambiyo hukuku ilkelerine göre bütün müracaat hakkını kaybeder. Bunun sonucu olarak da hamil, keşideci, ciranta gibi çek borçlularına başvuramayacağı gibi, çekte kabul sözkonusu olmadığından (TK. mad. 696), muhatap bankaya da müracaat edemez.

Bu nedenle, süresi içinde bankaya -hiç- ibraz edilmemiş veya süresinden sonra ibraz edilmiş olan çeke dayanılarak hamil tarafından takip yapılamaz.

Ayrıca uygulamadaki önemi nedeniyle belirtelim ki, mahkemece hakkında ihtiyati tedbir veya ödeme yasağı konulmuş dahi olsa, muhatap bankanın süresinde hamil tarafından ibraz edilen yasal unsurları içeren çekin arkasına «çekin ibraz tarihini, karşılığı olup olmadığı ve ayrıca ihtiyati tedbir kararı veya ödeme yasağı bulunduğunu» yazıp imzalayarak çek hamiline iade etmesi gerekir.  Mahkemenin bu kararı, hamilin çeki icraya koymasına engel teşkil etmez. Çünkü, hamilin keşideci ve varsa cirantalar hakkında icra yoluyla takibe geçmesi için, çekin her ne nedenle olursa olsun ödenmemiş olması yeterlidir.

Çekde vade olmadığından ve çek görüldüğünde ödendiğinden, keşide tarihinden önce bankaya ibraz edilen ve karşılığı bulunmadığı -yukarıda belirtilen şekilde- belgelenen çeke dayanarak takip yapılabilir.

Keşideci, ibraz süresi içinde çekten cayamayacağı, daha doğrusu bu cayma ibraz süresi geçtikten sonra hüküm ifade edeceği için (TK. mad. 711), böyle bir çeke dayanarak da, keşideci hakkında takip yapılabilir.

Keşideci, bankadaki çekle işleyen döviz tevdiat hesabı’na -veya böyle bir hesabı yoksa, bankadaki çekle işleyen Türk Lirası hesabı’na- dayanarak, yabancı para ile bir çek düzenleyebilir.«Çekle işleyen Türk lirası hesabı»na dayanılarak düzenlenen çeklerde, hesap sahibinin (keşidecinin) basılı (matbu) çek yaprağındaki Türk Lirası sözcüklerinin üzerini çizerek, yabancı para ile çeki düzenlemesi gerekecektir. Bu şekilde yabancı para ile düzenlenmiş olan çekin bankada karşılığının bulunmaması halinde, bunu (çek arkasına) banka yetkililerine tesbit ettiren hamil -tı/pkı Türk parası ile düzenlenmiş ve karşılığı bulunmayan çekler gibi- bu çeki takibe koyabilir.

Takip tarihinde, ölü olan senet borçlusu hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılamayacağı gibi, yapılmış olan takip, mirasçılara da yöneltilerek devam ettirilemez. Bu durumda, mirasçılar hakkında yeni bir takip yapılması gerekir.

Senet borçlusu bir «kollektif» ya da «komandit» şirket ise, ‘şirket varlığının şirket alacaklılarına yetmemesi veya ‘şirketin infisah etmesi’ halinde, kollektif ve komandite ortaklar hakkında «borçlu sıfatıyla» takip yapılabilir...

Kambiyo senedi hamili, ancak «kendisinden sonra gelen» cirantalar (ve keşideci) hakkında takipte bulunabilir, kendisinden sonra gelen cirantaları takip edemez. Bu nedenle, lehtar sadece keşideci hakkında takip yapabilir, cirantalar hakkında takipte bulunamaz.

Yüksek mahkeme «borçlu sıfatıyla hakkında takipte bulunulabilecek kişiler» ile ilgili olarak;

√ «Keşideci tarafından bankaya verilmiş olan ‘men talimatı’nın çek hamilinin takip yapmasını engellemeyeceğini»

√ «Borçlu şirketin hükmi şahıs (tüzel kişi) olması halinde bizzat kendisinin ‘takip ehliyeti’ bulunduğundan, temsilcisi aracılığıyla takip edilemeyeceğini»

√ «Cirantanın çek tazminatından sorumlu olmadığını,bundan sadece keşidecinin sorumlu olduğunu»

√ «Senet lehdarından önce bonoda yer alan cironun geçersiz olacağını ancak senet lehdarının elinde bulundurduğu bonoya dayanılarak keşideci konumunda bulunan borçlu hakkında takipte bulunabileceğini»

√ «Aval veren kimsenin, kimin için taahhüt altına girmişse tıpkı onun gibi sorumlu olduğunu - Bonoda lehine aval verilen kimsenin mutlaka bono borçlusu olması gerektiğini;keşideci için aval vermiş olan kişinin keşidecinin senette imzasının bulunmaması halinde senet bedelinden sorumlu tutulamayacağını»

«Protesto ile ilgili olarak»;

√ «Süresi içinde «ödememe protestosu» keşide etmemiş olan hamilin -TK. 642 uyarınca- lehtar ve diğer cirantalara (müracaat borçlularına)karşı takipte bulunamayacağını»

√ «Hâmilin keşideci - borçluyu takip edebilmesi için, takip konusu senedin protesto edilmiş olmasına gerek bulunmadığını»

√ «Protestonun yasal süresi içinde düzenlenmiş ve noter tarafından imzalanmış olmasının yeterli olduğu, protestonun muhataba tebliğ edilmemiş veya geç tebliğ edilmiş olmasının cirantanın takibinde önem taşımayacağını»

√ «Keşideci, ciranta ve aval veren gibi müracaat borçlularının hâmili protesto çekmekten muaf tutabileceğini»

√ «Tatil günlerinin, ödememe protestosunun çekileceği «vadeyi izleyen iki işgünü»nün hesabından sayılmayacağını»

√ «Genel haciz yolu ile dahi olsa, cirantanın takip edilebilmesi için, senedin süresi içinde protesto edilmiş olması gerekeceğini»

√ «Ödememe protestosu»nun asıl borçlu-keşideciye çekilmesinin yeterli olacağı, hamilin diğer cirantalara durumu ihbar etmemiş olmasının, cirantaları hamile karşı sorumluluktan kurtarmayacağını»

√ «Masrafsız iade», «protestosuz», şerhlerini içeren poliçelerde (bonolarda) hamilin, protesto çekmeden senet borçlularını takip edebileceğini»

√ «Protestoya ilişkin müddetlerin hesabında aradaki tatil günlerinin sayılacağını»

√ «Ciranta hakkında takipte bulunabilmek için, sadece keşidecinin süresinde protesto edilmesi yeterli olup, ayrıca ciranta adına da protesto düzenlenmesine gerek bulunmadığını»

√ «Bonoda «kefil» hakkında takipte bulunabilmesi için, bononun protesto edilmiş olmasına gerek bulunmadığını»

√ «Bono hamilinin, önceki cirantalar hakkında takip yapabilmesi için, protestonun ödeme gününü izleyen 2 işgünü içinde çekilmesi gerekeceğini (TTK. m. 690)»

√ «Takip yapanın da imzasını içeren protokolde öngörülen «protesto edilmeyecektir» şeklindeki kaydın -protokolün diğer tarafı olan- senet lehtarı hakkında takip yapılmasını önleyeceğini»

√ «Poliçe hamilinin -kural olarak- poliçeyi kabul için ibraz etmeden ve «kabul etmeme protestosu» çekmeden, sadece «ödeme protestosu»na dayanarak, keşideci hakkında takipte bulunabileceğini»

√ «Ödememe protestosunun süresinde çekilmesi gerektiğini»

√ «Gününden önce çekilen ödememe protestosunun, Ticaret Kanununda yazılı hukuki neticeleri doğurmayacağını»

√ «Ödememe protestosu çekilmemiş dahi olsa, muhatap tarafından kabul edilen poliçeye dayanılarak muhatap hakkında takip yapılabileceğini»

√ «Ciro zincirindeki kopukluğun lehdar ile keşideci arasındaki ilişkiyi etkilemeyeceğini, keşidecinin keza lehdarın cirosuyla hamil olan alacaklıya karşı olan sorumluluğunun devam edeceğini»

√ «Senet üzerine (arkasına) yazılan ‘ciro edilemez’ ibaresinin senedin kambiyo senedi olma niteliğini etkilemeyeceği ancak böyle bir şerhi içeren bonoyu ciro yoluyla elde eden kişinin, ciroya dayalı olarak keşideciyi takip edemeyeceğini, bu kaydı içeren senetlerin ‘alacağın temliki’ yoluyla devredebileceğini»

√ «Âdi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından, ‘taraf ehliyeti’ olmadığı, bu nedenle âdi ortaklık aleyhine takipte bulunulamayacağını»

√ «Ölü kişi hakkında takip yapılamayacağını ve yapılmış olan takibe daha sonra mirasçıların dahil edilemeyeceğini»

√ «Ciro sıralamasına göre borçluya karşı ‘müracaat sorumlusu’ durumunda olan alacaklının çeki geriye ciro yoluyla eline geçirmesi ve başkalarına ciro etmesi mümkünse de, bu şekilde ciro yoluyla çeki devraldıktan sonra kendisinin sorumlu olduğu kimseye ‘müracaat borçlusu’ olarak başvuramayacağını (takipte bulunamayacağını) - Geriye ciro yoluyla çeki devralan cirantanın çeki devretmeden önceki durumuna döneceği ve bu şekilde kimlere başvurma hakkı varsa ancak onlara karşı takip yapma imkanına kavuşacağını»

√ «TTK’nun 636. maddesi gereğince çek nedeniyle asıl borçlu keşideci yanında cirantalar ve bunlara aval verenler de hamile karşı müteselsil borçlu sıfatıyla sorumlu olacağından, çeke dayalı icra takiplerinde adı zikredilenler dışında karşılıksız şerhi koyan ‘muhatap banka’ hakkında herhangi bir takip yapılamayacağını»

√ «Takipte ‘borçlu’ olarak gösterilen ‘ilköğretim okulu sınıfı’nın tüzel kişiliği olmadığından onun hakkında takipte bulunulamayacağını»

√ «Çek nedeniyle ‘asıl borçlu -keşideci-’ yanında, ‘ciranta’lar ve ‘bunlara aval verenler’in hamile karşı müteselsil sıfatıyla sorumlu olduklarını»

√ «Ölü kişi hakkında -4.5.1978 T. ve 4/5 sayılı İçt. Bir. K. gereğince- icra takibi yapılamayacağını ve mirasbırakan- borçlu hakkında yapılmış olan takibin aynı dosyadan mirasçılara teşmili suretiyle de sürdürülemeyeceğini»

√ «Senet kaşesi üzerinde bulunan ikinci imzanın, imza sahibinin senette yer alan borçtan şahsen sorumlu kılacağını»

√ «Bir ticaret şirketinin başka bir şirket tarafından devralınması halinde eski şirketin tüzel kişiliğinin sona ereceğini, keza bir şirketin diğer bir ticari şirketle birleşmesi halinde de birleşen şirketin tüzel kişiliğinin sona ereceğini, tüzel kişiliğin son bulması ile eski tüzel kişinin -ölü bir şahıs gibi- taraf ehliyetinin de son bulacağını, takip tarihinde -ölü bir kişi gibi- hükmi şahsiyeti olmayan şirket hakkında yapılan takipte, ortada taraf ehliyetine sahip bir borçlu olmadığına göre ona katılmakta mümkün bulunmadığından, takibin birleşen şirket adına da sürdürülmesinin mümkün bulunmadığını»312

√ «Ciro zincirindeki kopukluğun keşideci ile lehtar arasındaki ilişkiyi etkilemeyeceğini (lehtar tarafından keşideci hakkında takipte bulunulabileceğini)»

√ «Müracaat borçlularının (‘keşideci’, ‘ciranta’ ve ‘aval veren kimseler’in) hamili protesto düzenlemek zorunluluğundan muaf tutulabileceklerini»

√ «Apartman yöneticiliğinin aktif ve pasif husumet ehliyeti bulunmadığından ve BK’nun 388. maddesi hükmüne göre kambiyo senedi düzenlemesi için yöneticiye özel yetki verilmedikçe, yöneticilik adına düzenlenen senede dayalı olarak site yöneticiliği aleyhine takip yapılamayacağını»

√ «Kat malikleri kurulu tarafından yöneticiye ‘kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisi’ verilmiş olmadıkça yöneticinin düzenlediği bonodan dolayı yöneticiliğin sorumlu olmayıp, senedi imzalayan kişinin sorumlu olacağını»

√ «Yasal süresi içinde muhatap bankaya ibraz edilmemiş olan çekin takip konusu yapılamayacağını»

√ « ‘Beldi teminattır’, ‘bedeli rehindir’ ibarelerinin yahıt ‘telhini’ ifade eden diğer herhangi bir kaydı ihtiva eden ciroda hamilin poliçeden doğan bütün hakları kullanabileceğini fakat kendisi tarafından yapılan cironun ancak ‘tahsil’ hükmünde olacağını, senedi rehin cirosu ile iktisap eden alacaklının kendi cirantasını takip edemeyeceğini»

√ «İhtiyari dava (takip) arkadaşı sayılan müteselsil borçlulardan yalnız birine karşı takip yapılabileceği gibi, aynı takip talebiyle hepsine karşı da icra takibinde bulunabileceğini, ancak HUMK’da ‘dahili dava’ kurumu öngörülmemiş olduğundan, takip talebinde borçlu olarak gösterilmeyen ‘müşterek borçlu’ için sonradan takip harcı yatırılarak, takibe dahil edilemeyeceğini»

√ «Çeki ‘geriye ciro’ yolu ile eline geçirmesi mümkün olan ilk hamilin keşideciyi takip etmesinde yasaya aykırılık bulunmadığını»

√ «Bankaya ibraz edilen ancak ibraz şerhinde ‘ibraz tarihi’ yazılı bulunmayan çekin ibraz süresi içinde takibe konu edilmiş olması halinde ‘süresinde muhatap bankaya ibraz edilmiş sayılması’ gerekeceğini»

√ «Geriye ciro ile bonoyu devralan cirantanın, bonoyu devretmeden önceki durumuna döneceğini ve bu şekilde kimlere başvurma hakkı varsa ancak onlara karşı takipte bulunabileceğini»

√ «Rehin cirosu ile lehtar tarafından ciro edilen senede hamil olan bankanın bu senede dayanarak keşideci hakkında takipte bulunabileceğini»

√ «Çekin ‘lehdarı’ durumunda bulunan alacaklının, çeki elinde bulundurduğu sürece keşideciyi her zaman takip edebileceğini - Çek metnine lehdar unvanının kısaltılmış olarak belirtilmiş olmasının sonuca etkili olmayacağını»

√ «Süresi içinde muhatap bankaya ibraz edilmemiş olan çekin ‘çek’ niteliğini kaybedip ‘adi havale’ hükmünde olacağını, borç ikrarını içermediğinden buna dayanılarak yapılan takibe borçlunun itiraz etmesi halinde takibin duracağını ve alacaklının icra mahkemesinden ‘itirazın kaldırılmasını’ isteyemeyeceğini»

√ « ‘Tahsil cirosu’ ile senede hamil olan bankanın ‘vekil-hamil’ konumunda olup senet lehdarını takip edemeyeceğini»

√ «Lehdarın kendisinde sonra ciranta durumunda bulunan kişi hakkında takipte bulunamayacağını»

√ «Senedin nama düzenlenmiş olması halinde lehdarın cirosu yapılmadan ondan önceki ciro imzaları yok hükmünde olduğundan lehdardan önceki imza sahiplerinin takip dayanağı senetten dolayı sorumluluklarının bulunmadığını»

√ «Takip konusu poliçede muhatabın kabul etmeme beyanı bulunması halinde iç ilişkiye dayanarak keşidecinin muhatap hakkında icra takibinde bulunamayacağını»

√ «Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kimsenin son ciro ‘beyaz ciro’ olsa bile kendi hakkının müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşılması halinde ‘yetkili hamil’ sayılacağını»

√ «Teminat cirosu  ile senede hamil olan alacaklının, kendi cirantasını takip edemeyeceğini»

√ «Cirosunun üzeri çarpı işareti konularak çizilmiş (iptal edilmiş) olan cirantaya karşı takip yapılamayacağını»

√ «Cirosunun üzeri çarpı işareti konularak çizilmiş (iptal edilmiş) olan cirantaya karşı takip yapılamayacağını»

√ «Senet hamilinin ancak kendisinden önce gelen cirantaları ve keşideciyi takip edebileceği, kendisinden sonra gelen cirantaları takip edemeyeceğini»

√ «Takip tarihinde ölü olan borçlu hakkında takip yapılamayacağı ve bu takibin mirasçılara yöneltilemeyeceğini»

√ «Takip tarihinde hayatta olmayan kişi aleyhine takip yapılamayacağını ve bu takibin mirasçılara yöneltilemeyeceğini»

√ « ‘Tahsil cirosu’  ile verilen bonolar ile ‘teminat alarak verilmiş olan bonolar’a dayanılarak, sadece keşideci hakkında takipte bulunabileceği (hamilin) kendi cirantasını takip edemeyeceğini»

√ « ‘Maddi hata yapıldığı’ gerekçesiyle ya da ıslah yoluyla takipte taraf değiştirilemeyeceğini»

√ «Alacağı kambiyo senedine bağlı olan alacaklının, alacağı ayrıca rehinle güvence altına alınmış olsa dahi, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte bulunabileceğini»

√ «Aval veren kişinin, lehine verdiği kimse gibi, senet hamiline karşı borçlu olduğunu»

√ «Ödeme yasağı bulunduğu»ndan bahisle muhatap banka tarafından ödenmemiş olan çekin, hamili tarafından icraya konulabileceğini»

√ «TK. 626 ve 642. maddelerinin çek’lerde uygulanamayacağı, müracaat hakkının varlığının TY. 720. maddesine göre değerlendirilmesi gerekeceğini»

√ «Teminat cirosu ile senede hamil durumunda bulunan kişinin, keşideci ve lehtar hakkında takipte bulunabileceğini»

√ «Miras bırakan tarafından imza edilmiş senede dayanarak, mirasçılarından biri ya da birkaçı hakkında takipte bulunabileceğini»

√ «Kambiyo senedinde «borçlu» olarak gösterilen «yönetim kurulu başkanlığı» aleyhine, takip yapılabileceğini»

√ «Çekte vade olmadığı için, «görüldüğünde» ödeneceği, bu nedenle, keşide tarihinden önce bankaya ibraz edilen çeklerin hesapta para varsa, ödenmesi gerekeceğini»

√ «Borcu ödeyen keşidecinin «aval veren»den talepte bulunamayacağı, bilakis borcu ödeyen «aval veren»in, keşideciye rücu edebileceğini»

√ « ‘Aval içindir’, ‘kefalet ettim’, ‘temin ettim’ vb. sözcüklerin aval’i ifade edeceğini (ve senedi; bu sözcükleri yazdıktan sonra imzalayan kişinin, tıpkı lehine aval verdiği kimse gibi sorumlu olacağını)»

√ «Senedin tedavülüne katılmış olan kişilerin yetkili hamile karşı senet bedelinin tamamından sorumlu olduğunu»

√ «Şirketin (kollektif veya komandit) aczinin gerçekleşmesi halinde, ortaklar hakkında -şirketin borçlarından dolayı- takip yapılabileceğini»

√ «Süresinden sonra bankaya ibraz edilmiş olan çeke dayanarak alacaklının kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte bulunamayacağını»

√ «Poliçeyi kabul etmeyen muhatap hakkında takip yapılamayacağını»

√ «Senedin ön yüzüne atılan her imzanın «aval»i ifade edeceği ve imza sahibinin tıpkı (borçlu gibi) alacaklıya karşı sorumlu olacağını»

√ «Çekin düzenlendiği tarihte, çekte borçlu gözüken kollektif şirketin tasfiye edilip, bu hususun ilan edilmiş olduğunun anlaşılması halinde, bu çekten dolayı ne şirket ve ne de ortakları hakkında takip yapılamayacağını»

√ «Teminat cirosu ile senetlere hamil olan bankanın, senetleri kendi cirantasına ciro etmiş olan senet lehtarını takip edebileceğini»

√ «Şirketin (kollektif veya komandit) infisah etmiş olması halinde, tasfiye sonucu beklenmeksizin, ortaklar hakkında takip yapabileceğini»

√ «Ciranta durumundaki senet lehtarının imzasının lehtara ait olmadığının tesbit edilmesi halinde, hamilin hem lehtar ve hem de keşideci ve diğer cirantalar hakkında takipte bulunabileceğini»

√ «Senet arkasına «kefil» sıfatıyla atılan imzanın, «aval» hükmünde olduğunu»

√ «Ancak şirket varlığının şirket alacaklarına yetmemesi halinde, «komandite», «kollektif» ortaklar hakkında takip yapılabileceğini»

√ «Bir kambiyo senedini birlikte keşide edenlerin (düzenleyenlerin) hamile karşı «müteselsil borçlu» sıfatıyla sorumlu olacaklarını»

√ «Hamilin, ibraz süresi içinde keşide ettiği çekten caymış olan keşideciyi takip edebileceğini»361

√ «Alacaklının elindeki senette adı yazılı olan borçlular hakkında tek bir takip yapılabileceği gibi, her borçlu hakkında ayrı ayrı da takip yapılabileceğini»

√ «Takip tarihinde ölmüş bulunan keşidecinin mirasçıları hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılabileceğini»

√ «İbraz süresi içinde «takas odası»na ibraz edilen çekte dayanılarak, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapılabileceğini»

√ « ‘Aval’ kaydı olmaksızın borçlu yanındaki imzanın ortak ve dayanışmalı sorumluluk doğuracağını»

√ «Bloke çeki ödemeyen muhatap banka hakkında genel haciz yolu ile takip yapılabileceğini»

√ «Poliçe bedelini ödeyen keşidecinin, lehtara rücu edemeyeceğini»

belirtmiştir.

VI- Kambiyo senetlerine ilişkin özel haciz yolu ile takiplerde, «takip konusu yapılabilecek alacak miktarı» nedir? Başka bir deyişle elinde ödenmemiş bir kambiyo senedi bulunan «alacaklı», «borçlu»dan ne isteyebilir?

«Genel haciz yolu ile takiplerde» olduğu gibi, «kambiyo senetlerine ilişkin özel haciz yolu ile takiplerde»de alacaklının takip talebinde «takip konusu alacağın tutarı» ile birlikte «faizli alacaklarda, faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün»ü belirtmesi gerekir (İİK.mad. 58/3).368

Kambiyo senetlerinin gününde (vadesinde) ödenmemesi halinde, alacaklının istemlerinin içeriğinin ne olabileceğini -başka bir deyişle, alacaklıların takip konusu yapabilecekleri alacak miktarının ne olabileceğini- Ticaret Yasası, her kambiyo senedi türünde ayrı ayrı düzenlenmiştir (TK. mad. 636; 638; 690/I; 722; 695/III). Uygulamada çok önem taşıyan bu konuyu her senet türü bakımından ayrı ayrı açıklamak yararlı olacaktır.

Kambiyo senetlerine ilişkin özel haciz yolu ile takiplerde, «alacaklı» sıfatıyla «senet borçluları» hakkında takipte bulunabilecek kişilerin «borçlulardan» talep edebilecekleri -başka bir deyişle; «takip konusu» yapabilecekleri- alacak miktarı, kendilerinin «son hamil» ya da «senet bedelini son hamile ödeyen müracaat borçlusu» olmalarına göre değiştiğinden, «alacaklı» sıfatıyla takipte bulunabilecek olan kimseleri -her senet türünde ayrı ayrı olmak üzere- iki grupta incelemek daha doğru olacaktır:

A- POLİÇELERDE:

a) Son hamil: Son hamil, poliçe borçluları -borçluların tümü, biri ya da bir kaçı (TK. mad. 636/II)- hakkında takipte bulunuyorsa.

aa- Poliçe bedelini (TK. mad. 637/I-1)

bb- «Görüldüğünde» ya da «görüldüğünden belli bir süre sonra ödenecek olan» poliçelerde, poliçeye «faiz kaydı» konmuşsa (TK. mad. 587), bu faizi de poliçe borçlularından talep edebilir.

Ancak hemen belirtelim ki; bu istem poliçeye dayanan tüm takiplerde yer alamaz. Ancak ve ancak «görüldüğünde» ve «görüldüğünden belli bir süre sonra ödenecek» olan poliçe sözkonusu ise ve bu poliçe ödenmesi gereken günde ödenmemişse, son hamil TK. mad. 587 hükmüne dayanarak; aaa- Faiz ödeneceğinin poliçeye yazılmış olması halinde ve bbb- Faiz miktarının poliçede belirtilen günden itibaren» eğer poliçede böyle bir gün belirtilmemişse «poliçenin keşide gününden itibaren» (TK. mad. 587/III)- poliçe borçlusundan -poliçede belirtilen faiz oranına göre- faiz isteminde bulunabilir.

Eğer, koşullardan biri gerçekleşmezse, örneğin; «muayyen günde ödenecek bir poliçe» sözkonusu ise, ya da poliçede faiz miktarı gösterilmemişse veya poliçeye faiz kaydı konulmamışsa son hamil bu madde gereğince (TK. mad. 587) senet borçlusundan faiz isteminde bulunamaz.

Yukarıda belirtilen -TK. mad. 587’de öngörülen- koşulların gerçekleşmesi halinde ise, poliçe vadesinde ödenmediği takdirde, son hamil; senet borçlusundan «ana para» (senet bedeli) + «poliçede gösterilen tarihten itibaren eğer böyle bir tarih gösterilmemişse, keşide tarihinden itibaren, vade tarihine kadar işlemiş olan faizi» isteyebilir.

Son hamilin isteyebileceği bu faiz -aşağıda belirtilecek olan- «gecikme (temerrüt) faizi»nde ayrı ve farklı bir istem olduğundan, «faiz kaydı» bulunan poliçelerde son hamil, vadesinde poliçe bedelinin ödenmemesi halinde, «ana para» ile «vade tarihine kadar işleyecek olan faiz»in toplamı üzerinden ayrıca «vade tarihinden itibaren» gecikme (temerrüt) faizini senet borçlusundan isteyebilir (TK. mad. 637/2).

TK. mad. 587’ye göre, «faiz kaydı»nın sadece görüldüğünde ya da görüldüğünden belli bir süre sonra ödenecek olan poliçelere konulduğunda geçerli sayılmasının nedeni, bu tür poliçelerde ödeme gününü önceden bilme olanağı bulunmamasıdır. Diğer poliçe türlerinde ise, ödemenin ne zaman yapılacağı belli olduğundan, o güne kadar işleyecek faiz önceden hesaplanabilir ve senet bedeline dahil edilebilir. Halbuki, «görüldüğünde» veya «görüldüğünden belli bir süre sonra ödenecek olan» poliçelerde, ödeme önceden bilinmediğinden, faizin de önceden hesaplanıp poliçe bedeline eklenmesine imkan yoktur.

cc- Vade tarihinden itibaren işleyecek olan «gecikme (temerrüt) faizini» (TK. mad. 637/1-2)370  371

Alacaklı «takip talebi»nde gecikme faizini iki şekilde isteyebilir; ya «vade tarihine kadar işleyecek faiz miktarını hesaplayarak, bunu takip talebine yazar» ya da -herhangi bir hesaplama yapmadan sadece «vade tarihinden itibaren % 20, % 30, ticari faiz istediğini» takip talebine yazmakla yetinir. Fakat, faize faiz yürütülemeyeceğinden, alacaklı vade tarihinden takip tarihine kadar hesaplayacağı -işlemiş- temerrüt faizini, asıl alacağa (ana paraya) ekledikten sonra, bunların tümüne -takip tarihinden itibaren- ayrıca temerrüt faizi isteyemez.

Faiz hangi günden itibaren hesaplanacaktır?  Faizi, vadeyi izleyen iki iş gününden sonra değil, vadeyi izleyen günden itibaren başlatmak gerekir.

Ayrıca belirtelim ki; alacaklı «takip talebi»nde hiç faiz talep etmemişse, takip dayanağı senetteki asıl alacak ödeninceye kadar, faiz için ayrı bir takip yapılabilirFakat alacaklı, alacağın aslı ödendikten sonra faiz için ayrı bir takip yapamaz.

dd- Yapılmış olan protesto ve ihbar giderini ve diğer giderleri -yazılı belge ile belgelendirerek- (TK. mad. 637/I-3).

ee- Poliçe bedelinin binde üçünü aşmamak üzere komisyon ücretini (TK. mad. 637/I-4).

Eğer hamil, «vadeden önce» müracaat hakkı doğduğu için (TK. mad. 625/II) vadeden önce takipte bulunuyorsa, poliçe bedelinden -resmi bir iskonto çerçevesinde- indirim yapılır (TK. mad. 637/II).

Fakat hemen belirtelim ki, ileri tarihli bir çekin ibraz süresinin işlemeye başlamasından önce ödenmesi halinde, keşideci çok bedelinden uygun bir iskonto yapılmasını isteyemez.377

b) Poliçe bedelini ödeyen kişiler (cirantalar, aval verenler, araya girme suretiyle kabul veya ödeyenler): Bu kimseler, kendisinden önce gelen poliçe borçlularına karşı takipte bulunuyorsa, onlardan;

aa- Ödediği paranın tamamını (TK. mad. 638/1),

bb- Ödeme tarihinden itibaren bunun 3095 s. K. mad. 2/III hükmü uyarınca avans oranına göre gecikme faizini (TK. mad. 638/2),

cc- Yaptığı giderleri (TK. mad. 638/3),

dd- Poliçe bedelinin binde ikisini aşmamak üzere komisyon ücretini (TK. mad. 638/4),

isteyebilir.

B- BONOLARDA:

a) Son hamil: Son hamil, bono borçlularına -borçluların hepsine, birisine ya da birkaçına (TK. mad. 636/II, 690/I)- karşı takipte bulunuyorsa, onlardan -poliçelerde olduğu gibi-:

aa- Senet bedelini (TK. mad. 637/I-1, 690),

bb- Görüldüğünde ya da görüldüğünden belli bir süre sonra ödenecek olan bonolarda, bonoya «faiz kaydı» konulmuşsa (TK. mad. 587) bu faizi,

cc- Vade tarihinden itibaren işleyecek 3095 s. K. mad. 2/III uyarınca avans oranında gecikme (temerrüt) faizini (TK. mad. 637/I-2), 690),

dd- Yapılmış olan protesto ve ihbar giderleri ve diğer giderler; -yazılı belge ile belgelendirerek- (TK. mad. 637/I-3, 690),

ee- Senet bedelinin binde üçüncü aşmamak üzere komisyon ücretini (TK. mad. 637/I-4, 690),

b) Bono bedelini ödeyen kişiler (cirantalar, aval verenler, araya girme suretiyle ödemede bulunanlar): Bu kimseler, kendisinden önce gelen poliçe borçlularına karşı takipte bulunuyorsa, onlardan -poliçelerde olduğu gibi-:

aa- Ödediği paranın tamamını (TK. mad. 638/1, 690),

bb- Ödeme tarihinden itibaren bunun 3095 s. K. mad. 2/III uyarınca avans oranında «gecikme faizini» (TK. mad. 638/2, 690),

cc- Yaptığı giderleri (TK. mad. 638/3, 690),

dd- Bono bedelinin binde ikisini aşmamak üzere komisyon ücretini (TK. mad. 638/4, 690),

isteyebilir.

Bonolarda faiz (ve vekalet ücreti, masraf, cezai şart) kaydı geçersiz olup yazılmamış sayıldığından, alacaklı bu yazılanları değil, yasal olarak talep edebileceklerini takip konusu yapılabilir. Örneğin; takip dayanağı bonoda yazılmış olan faiz oranına göre değil, 3095 s. Kanunda öngörülmüş olan faiz oranına göre faiz isteyebilir.

C- ÇEKLERDE:

a) Son hamil: Muhatap bankaya -süresinde (TK. mad. 708)- ibraz ettiği halde, çek bedelini bankadan -kısmen ya da tamamen- alamayan hamil,

a) Çekin ödenmemiş olan bedelini (TK. mad. 722/I),

b) İbraz gününden itibaren 3095 s. K. mad. 2/III uyarınca -% 70 gibi- avans oranında «gecikme faizini» (TK. mad. 722/2),

c) Yaptığı protesto ve ihbarname giderlerini (TK. mad. 722/3) (TK. mad. 722/3) de son hamilin ayrıca «diğer masrafları»da isteyebileceği öngörülmüşse de «diğer masraflar» kavramının içeriği çok kez yargılamayı gerektireceğinden, bu alacak isteminin -mahkemeden ilam alınmadıkça- kambiyo senetlerine ilişkin özel haciz yolu ile (ilamsız) takibe konu yapılmaması gerekir.)

d) Çek bedelinin binde üçünü aşmamak komisyon ücretini (TK. mad. 722/4).

e) «Çekin ödenmeyen miktarının yüzde beşini» (TK. mad. 696/III) isteyebilir.

Burada karşımıza şöyle bir sorun çıkmaktadır. TK. mad. 695/III’de öngörülen bu «% 5 tazminat»; 3167 s. «Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun»un 8. maddesi ile değişerek «% 10 tazminat» haline dönüşmüş müdür? Doktrinde,  haklı olarak ‘% 10 tazminatın «düzeltme hakkı» ile ilgili olduğu ve düzeltme hakkını kullanmak isteyen hesap sahibinin «çekin karşılıksız kalan bölümünü, % 10 tazminatı ve gecikme faizi ile birlikte» bankaya ödemesi gerektiği’ belirtildiği gibi,381  yüksek mahkeme382  de 3167 s. K.’nun yürürlük tarihinden sonraki kararlarında, «çek hamilinin TK. mad. 695/III gereğince % 5 tazminat isteyebileceğini, 3167 s. Kanunun 8. maddesinde öngörülen % 10 tazminatı isteyemeyeceğini, çünkü bu tazminatın keşidecinin yeniden çek keşide etme hakkını kazanması ile ilgili olduğunu» belirtmiştir. Bütün bunlara rağmen, bu iki madde arasındaki uyumsuzluk, uygulamada, bir takım problemler yaratacak düzeydedir. Gerçekten, icra dairesinden «ödeme emri» ve muhatap bankadan da -3167 s. K. mad. 7 uyarınca- «ihtar mektubunu» alan hesap sahibi (keşideci), çek tutarını bankaya yatırmak isterse «% 10 tazminat», icra dairesine yatırmak isterse «% 5 tazminat» ödeyecektir. Bütün bu nedenlerle, TK. mad. 695 ile Çek Kanunu mad. 8 arasındaki bu uyumsuzluğun -çek tazminatının her iki yasada da % 10 olacak şekilde TK. mad. 695’de değişiklik yapılarak giderilmesi çok isabetli olacaktır.

TK. mad. 695/III’de öngörülen bu % 5 çek tazminatından sadece keşideci ile aval veren sorumlu olup,384  385  cirantalardan bu tazminat istenemez.

TK. mad. 695/III’de ayrıca «hamilin bu yüzden uğradığı diğer zararları» da talep edebileceği öngörmüşse de, bu zararların miktarı yargılamayı gerektireceğinden, bu isten kambiyo senetlerine ilişkin özel haciz yolu ile (ilamsız) takibe konu yapılamaz.

Alacaklı, borçlusu hakkında kambiyo senedine dayanarak takip yapmakta ise; «gecikme faizi» senetteki vade tarihinden itibaren mi hesaplanacak yoksa, senedin protesto edilmiş olup olmamasına göre bir ayrım yapılıp, «protestosuz senetlerde» takip tarihi, «protesto olmuş senetlerde» ise vade tarihinden itibaren mi hesaplanacaktır? Uygulamada bu konuda bazı icra dairelerince duraksamaya düşülmektedir. «Gecikme faizi istenebilmesi için borçlunun temerrüde düşmesi gerekir. Kambiyo senedi protesto edilmediğine göre, vadesinde borçlusuna ödeme için sunulduğu belirli değildir. Bu nedenle, icraya başvurma üzerine borçluya gönderilen ödeme emri, borçluyu temerrüde düşüren bir ihbar yerine geçer» gerekçesiyle, bu tarihten itibaren, gecikme faizinin hesaplanması gerektiği görüşü savunulmaktadır. Halbuki, TK. mad. 10’a göre, aksi kararlaştırılmamış ise,ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve eğer belirli bir vade saptanmamışsa, ihtar tarihinden itibaren işlemeye başlar. Bu nedenle ticari nitelikteki para borçları için bir vade kararlaştırıldığı zaman bu vade yalnız o borcun muacceliyeti bakımından değil, aynı zamanda gecikme faizinin başlangıcı bakımından da önem taşır. Çünkü, BK’na göre, gecikme faizine hükmedebilmek için -kesin vadeli borçlar hariç olmak üzere- önce yapılacak bir ihtara gerek olmadığı halde, TK. mad. 10 gereğince bütün vadeli para borçları için, ister kesin olsun ister olmasın, gününün geldiği (muaccel olduğu) tarihten itibaren gecikme faizi işletebilir. Yalnız taraflar bir vade saptamamış iseler, o takdirde, ticari borçlar için de gecikme faizi talep edebilmek için, ihtarname gönderilmesine gerek vardır.

Yüksek mahkeme  de «gecikme faizi istenebilmesi için, senedin protesto edilmesine gerek bulunmadığını» belirtmiştir...

Kambiyo senetlerinden poliçe ve bono’da «vade» bulunması zorunlu olduğundan (TK. mad. 583/4, 688/3), bu senetlerde «gecikme faizi»nin vade tarihinden itibaren hesaplanması gerekir. Çek’de ise, «vade» bulunmadığından, (TK. mad. 692) gecikme faizi «ibraz tarihi»nden (TK. mad. 708) itibaren hesaplanır388  Eğer alacaklı, «takip talebi»nde açıkça «vade tarihinden itibaren» faiz isteminde bulunmamışsa, -11.12.1957 T. ve 17/29 sayılı İçt. Bir. K.’na gereğince- faizin takip tarihinden itibaren hesaplanması gerekeceği anımsanmalıdır.

Senet bedelinin tamamını senet hamiline ödeyen senet borçlularından birisi, diğer senet borçlularına «payından fazla ödediği miktar için» -örneğin; iki borçludan birisi, diğerine, ödediğinin yarısı oranında- «genel haciz yolu» ile takipte bulunabilir.

«Kefil» ya da «aval veren» sıfatıyla kambiyo senedini imzalamış senet borçlusu, senet hamiline senet bedelinin tamamını ödedikten sonra, «asıl senet borçlusu»ndan, «ödediği miktarın tamamı»nı mı, yoksa «payından fazla ödediği miktarı» mı isteyebilir? Önceleri, «kefil ya da aval verenin ödediği miktarın tamamını, asıl borçludan isteyebileceğini» kabul eden yüksek mahkeme, daha sonra ancak «payından fazla miktarı isteyebileceğini»  kabul etmiştir. Kanımızca, yüksek mahkemenin yeni içtihatlarındaki görüşü «kefalet kurumunun niteliğine aykırı olduğundan» hatalıdır.

b) Çek bedelini ödeyen kişiler (müracaat borçluları):

Hamilin başvurusu üzerine rızaen yada icra takibi veya dava sonucunda ödeme yapan bir müracaat borçlusu ise, kendisinden önce gelen çek sorumlularından

a) Ödemiş olduğu meblağın tamamını,

b) Ödeme tarihinden itibaren hesap edilecek temerrüt faizini,

c) Çek nedeniyle yaptığı tüm masrafları ve

d) Çek bedelinin binde ikisini aşmamak üzere komisyon ücretini talep edebilecektir (TK. 730/I-b.13; TK. 638).

Alacaklı ile borçlu yaptıkları sözleşmede «faizin gider vergisi»nin borçlu tarafından ödeneceğini kararlaştırmış ise, bu sözleşme geçerli olur mu? Yüksek mahkeme önceleri393  bu tür sözleşmeleri geçerli sayarken, daha sonra394  geçersiz saymaya başlamış ve «bu alacağın takip konusu yapılamayacağını» belirtmiştir.VII- «Faize faiz yürütülemeyeceğinden» (BK. mad. 104/III), alacaklı temerrüt faizi olarak belirttiği miktarı, asıl alacağa ekleyip, tümüne «temerrüt faizi» isteyemez.

- Alacaklı vade tarihini içermeyen bono’ya (ya da poliçe’ye) dayalı takiplerde, ancak ibraz (takip) tarihinden itibaren gecikme faizi isteyebilir. Çünkü, TK. mad. 699 ve 616 uyarınca bu tür senetlerde senet bedeli ibrazında ödeneceğinden, takip konusu senet de takip sırasında ibraz edilmiş olduğundan, alacaklı ancak «takip tarihi»nden itibaren gecikme faizi isteyebilir.

- Alacaklı ile borçlu arasında, «senette yer alan alacağa vadesinde ödenmemesi halinde ne oranda gecikme faizi ödeneceği» konusunda bir sözleşme varsa, alacaklı senedin vadesinde ödenmemesi üzerine bu sözleşmede öngörülen (akdi) faiz oranına göre gecikme faizi isteyebilir397  (3095 s. K. mad. 1).

- Alacaklı takip talebinde «vade tarihinden itibaren» yasal ya da ticari faiz istemişse, vade tarihinden itibaren yasal gecikme faizi hesaplaması gerekir. Çünkü, alacaklının «ticari gecikme faizi»ni istemiş olması halinde, bu isteğini açıkça, takip talebinde «avans faizi»398  istediğini belirterek ifade etmesi gerekir.

- Alacaklı, unsur eksikliği sebebiyle kambiyo senedi sayılmayan senede dayanarak yaptığı takiplerde «avans (eskiden reeskont faizi)» değil, yasal faiz isteyebilir.

- Alacaklı, borcunu vadesinde ödememiş olan borçludan vade farkı adı altında -TK. mad. 657’de öngörülmemiş olan- herhangi bir alacak isteyemez.

- Kambiyo senedinde alacak miktarı «yabancı para» -dolar, mark vb... şeklinde- olarak ifade edilmişse, İİK. mad. 83/III uyarınca, alacaklı «yabancı paranın takip (vade) tarihindeki Türk parası karşılığını» takip talebinde «harca esas değer» olarak belirterek takipte bulunabilir.

Yüksek mahkeme; Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe konu olabilecek alacak miktarı» ile ilgili olarak;

«Yabancı para alacakları»:

«Faiz»;

√ «a) Yabancı para alacağına dayalı takiplerde alacaklının ‘tahsil (fiili ödeme) tarihindeki kur üzerinden’ ödeme yapılmasını istemiş olması halinde; vade tarihi bulunan senetlerde ‘vade tarihinden tahsil tarihine kadar’, vade tarihi bulunmayan senede dayalı takiplerde ise ‘takip tarihinden tahsil tarihine kadar’ ‘işleyecek yabancı para faizi’nin (3095 s. K. 4/a) talep edilebileceğini, (yani devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faizin hesaplanması gerekeceğini)»

√ «b) Alacaklının takip talebinde ‘tahsil tarihindeki kur üzerinden takip konusu yabancı para alacağının Türk parası karşılığını’ değil de ‘takip tarihindeki kura göre Türk parası karşılığını’ istediği durumlarda ‘işlemiş faiz’in vade tarihinden takip tarihine kadar -3095 s. K.’nun 4/a maddesi gereğince- ‘devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yılı vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden’ hesaplanması, takip tarihinden tahsil tarihine kadar ise ‘T.C. Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı reeskont (avans) faiz oranına göre’ hesaplanması gerekeceğini»

√ «c) Takip talebinde, «asıl alacak» ile «asıl alacağa uygulanan faiz»in, -İİK. 58/II-3’e aykırı biçimde- yabancı para türünden talep edilemeyeceğini»

√ «d) Takip talebinde takip konusu yabancı para alacağının Türk parası karşılığı gösterilmiş olmasına rağmen, buna ilişkin (işlemiş) faizin Türk parası karşılığının gösterilmemiş olması halinde, icra mahkemesince faize ilişkin takibin iptaline karar verilmesi gerekeceğini»

√ «e) Yabancı para alacağını içeren ve kambiyo senedi niteliğini taşımayan bir senede dayanarak «takip tarihindeki kur üzerinden» takip yapan alacaklının, takip tarihinden tahsil tarihine kadar borçludan «yasal faiz» isteyebileceğini»

√ «f) Alacaklının «kur farkından doğan haklarını saklı tuttuğunu» takip talebinde belirtmiş olması halinde fiili ödeme tarihine kadar, yabancı para faizinin hesaplanması gerekeceğini»

√ «2- Sadece «takip talebi»nde veya hem «takip talebi»nde ve hem de «ödeme (icra) emri»nde, takip konusu yabancı para alacağının Türk parası ile tutarının (karşılığının) -«harca esas değer» olarak- gösterilmemiş olması halinde, icra mahkemesince doğrudan doğruya (kendiliğinden) veya (süresiz) şikayet yoluyla yapılacak başvuru üzerine «takibin iptaline» karar verilmesi gerekeceği, İİK. 58/II-3 hükmünün devletin hükümranlık hakları ve kamu düzeniyle ilgili bir hüküm olduğunu»

√ «3- Takip konusu yabancı para alacağının, takip tarihindeki Türk parası karşılığının «takip talebi»nde gösterilmiş olmasına rağmen, «ödeme emri»nde gösterilmemiş olmasının -«takibin iptaline» değil- «ödeme emrinin iptaline» neden olacağını»

√ «4- Takip konusu yabancı para alacağının Türk parası karşılığının «takip talebi»nde (ve «ödeme emri»nde) «harca esas değer» olarak gösterilmiş olması halinde, İİK. 58/II-3 ve 60/I. maddesi gereğinin yerine getirilmiş sayılacağını»

√ «5- Alacaklının ‘takip talebinde’ ‘alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği’ni açıklamamış olmasını ‘takibin iptali’ne neden olmayacağını (bu eksikliğin her zaman alacaklıya tamamlattırılabileceğini)»

√ «6- Takip sonuçlandıktan (takip konusu para tahsil edildikten sonra) ‘takip talebi’nde ve ödeme emrinde, takip konusu yabancı para alacağının Türk parası karşılığının gösterilmemiş olması nedeniyle ‘takip’in ya da ‘ödeme emri’nin iptalinin istenemeyeceğini»

√ «7- Türkiye Cumhuriyeti genelinde kullanılan yabancı para biriminin Euro ve USD olmasına rağmen takip dayanağı bononun Mark olarak düzenlenmiş olması halinde bu para biriminin tedavülden kalktığı gözetilerek yerine geçen Euro’ya bonoda yazılı bedelin çevrilmesi gerekeceğini»

√ «8- Takip talebinde -ve buna bağlı olarak çıkarılan örnek 10 ödeme emrinde- ‘takip konusu dolar alacağının, takipten sonra işleyecek % 8 faizi ile birlikte ödeme günündeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesap edilecek YTL karşılığı ile birlikte ödenmesinin’ istenmiş olması halinde alacaklının bu talebiyle bağlı olup ödeme sırasında efektif satış kurunun düşmesi haline de katlanmak zorunda olduğunu»

√«9- Alacaklının, takip konusu yabancı para alacağının fiili ödeme tarihindeki Türk parası karşılığını talep ettiği durumlarda, takip tarihindeki kur üzerinden harç yatırması gerekeceğini»

√ «10- Alacaklının «takip talebi»nde, «tahsil veya takip tarihindeki kur’un hangisi yüksek ise, fiili ödemenin o kur üzerinden yapılmasını» -terditli olarak- isteyemeyeceğini»√

«11- Alacaklının gerek «takip talebi» ve gerekse «ödeme emri»nde, «yabancı para alacağını hangi tarihteki kur üzerinden talep ettiğini açıklamamış olmasının takibin iptalini gerektirmeyeceğini»

√ «12- Yabancı para alacağına dayalı takiplerde, alacaklının «tahsil (fiili ödeme) tarihindeki kur üzerinden yabancı paranın Türk parası karşılığını» isteyebileceğini»

√ «13- Yabancı para alacağına dayalı takiplerde, yabancı para üzerinden değil, yabancı paranın takip tarihindeki Türk parası karşılığı üzerinden hüküm kurulması gerekeceğini»

√ «14- «İnkar tazminatı»;

√ «a- İcra mahkemesince inkar tazminatına, takip konusu yabancı para alacağının takip tarihindeki Türk parası karşılığı üzerinden hükmedilebileceği, İİK. 58/I-3’e aykırı olarak yabancı para olarak hükmedilemeyeceğini»

√ «b- Yabancı para alacağına dayalı takiplerde, alacaklının İİK. 58’e uygun şekilde, yabancı para alacağının takip tarihindeki tutarını (karşılığını) hem takip talebinde ve hem de ödeme emrinde belirterek takip yapmış olması ve borçlunun ödeme emrine itiraz ederek takibi durdurmuş olması halinde, alacaklının başvurusu üzerine icra mahkemesince «itirazın kaldırılmasına» ve «Türk parası üzerinden inkar tazminatına» karar verilmesi gerekeceği, yabancı para üzerinden inkar tazminatına hükmedemeyeceğini»

√ «c- Yabancı para alacağına dayalı takiplerde, icra mahkemesince borçlu aleyhine icra inkar tazminatına «yabancı para alacağının takip tarihindeki rayicine göre Türk lirası karşılığı üzerinden» hükmedilebileceği (tahsil tarihindeki kura göre inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini»

√ «d- İİK. mad. 58/3 hükmü gözönünde tutularak Tetkik Merciince, icra inkar tazminatına, takip konusu yabancı para alacağının takip tarihindeki rayicine göre Türk parası olarak hükmedilmesi gerekeceğini»

√ « Takip talebinde ve/veya ödeme (icra) emrinde İİK. 58 hükmüne aykırı olarak, takip konusu yabancı para alacağının Türk parası ile tutarının gösterilmemiş olmasının kamu düzenine aykırılık teşkil edeceği, bu hususun icra mahkemesince doğrudan doğruya gözetilebileceği gibi, süresiz şikayet yolu ile de borçlu tarafından icra mahkemesine bildirilerek yapılan takibin ve/veya ödeme «icra» emrinin) iptaline neden olacağı, İİK. 58/II-3 ve 60/I hükümlerinin emredici hüküm olduğunu»√ « Takip yapan alacaklının harçtan muaf olması halinde de, «takip talebi»nde, İİK. 58/I-3 uyarınca yabancı para alacağının harca esas Türk parası karşılığını göstermek zorunda olduğunu»

√ « Alacaklının İİK. 58/II-3’e uygun şekilde takip yapmış olmasına rağmen, icra mahkemesince Türk parası yerine yabancı para alacağı üzerinden hüküm kurulamayacağını»

√ « Takip konusu yabancı para alacağının Türk parası ile tutarının takip talebi ve ödeme emrinde veya bunlardan sadece birisinde gösterilmemiş olması ve borçlunun icra dairesine itiraz ederek takibi durdurması halinde, icra mahkemesince «borçlunun itirazının kaldırılmasına» değil «alacaklının itirazın kaldırılması talebinin reddine» karar verilmesi gerekeceğini»

√ « Yabancı para alacağına dayalı takiplerde, takip talebi ve ödeme emrinde, İİK. 58/II-3 gereğince, yabancı para alacağının Türk parası karşılığının gösterilmemiş olması ve borçlunun ödeme emrine itiraz ederek takibi durdurmuş olması halinde, icra mahkemesince «alacaklının itirazın kaldırılması talebinin reddine» karar verilirken, ayrıca alacaklı aleyhine inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini»

√ « İİK. 58/II-3 hükmü kamu düzeni ile ilgili emredici bir hüküm olduğundan, takibin -takip talebi ve ödeme emrinde takip konusu yabancı para alacağının Türk parası karşılığı gösterilmeden- «yabancı para» olarak kesinleşmesi halinde infaz kabiliyeti olmayacağı ve icra mahkemesince doğrudan doğruya (veya «süresiz şikayet» yoluyla yapılacak başvuru üzerine «takibin iptaline» karar verilmesi gerekeceğini»

√ « Takip talebinde ve ödeme emrinde takip konusu yabancı para alacağının Türk parası karşılığını İİK. 58/II-3’e uygun biçimde belirtilmiş olan alacaklının, daha sonra alacağının «aynen döviz olarak ödenmesini» istemesinin hukuki sonuç doğurmayacağını»

√ « Yabancı para alacaklarının tahsiline ilişkin takiplerde; alacaklının takip konusu yabancı para alacağının dilerse «takip günündeki rayice göre» dilerse «fiili ödeme günündeki rayice göre» Türk parası karşılığının tahsilini -takip talebinde- isteyebileceğini (bu konuda tercih hakkına sahip olduğunu)»

√ « Alacak miktarı «yabancı para» olarak ifade edilmiş olan bir kambiyo senedinin, alacak miktarını belirten ön yüzündeki «TL», «... Türk Lirası» kelimelerinin sadece çizilmiş olmasının yeterli olduğunu, ayrıca bu çizilmenin keşideci tarafından imza (paraf) edilmiş olmasının zorunlu olmadığını»

√ « Vade tarihi taşımayan yabancı para alacağı içeren bonoya dayalı takiplerde borçlu ibraz (takip) tarihinde temerrüde düşmüş sayılacağından, alacaklının «takip tarihindeki kur» üzerinden talepte bulunabileceğini»

√ «Alacaklının takip talebinde «takip konusu yabancı para alacağının, fiili ödeme günündeki efektif satış bedelinin tahsilini» talep edebileceğini»

√ « Alacaklının takip talebinde, alacağının yabancı para -Dolar, Euro gibi- olarak aynen tahsilini istemeyeceğini»

√ « Alacaklının, takip talebinde, ödeme tarihindeki kur farkından doğan talep hakkını saklı tutarak, takip tarihindeki kur üzerinden takip bulunabileceğini»

√ « Tarafların «T.C. Merkez Bankası dışında, başka bir bankanın döviz satış kuru üzerinden senet bedelinin Türk parası olarak ödeneceğini» kararlaştırmalarının geçerli olacağını»

√ «Borçlunun, takip talebindeki ‘vade tarihinden itibaren işleyecek - % 40, % 80 gibi- faize itiraz etmemiş olması halinde’ takibin ‘faiz oranı’na ilişkin kısmının kesinleşmiş olmayacağını, alacaklının sadece ‘vade tarihinden takip tarihine kadar itirazsız kesinleşen işlemiş faizi’ borçludan tahsil edebileceğini, fakat takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek faizin, T.C. Merkez Bankası’nın kısa vadeli krediler için uyguladığı ‘avans faiz oranı’na göre borçludan talep edilebileceğini»

√ «Karşılıksız çeke dayanılarak yapılan takiplerde, alacaklının alacak miktarının % 03’ü oranında komisyon ücreti talep edebileceğini»

√ « ‘TL’ üzerinden düzenlenmiş olan 17.1.2006 tarihli çekteki (767.000.000 TL)’nin 767 YTL olarak algılanması gerekeceğini, aksinin kabulünün aşırı şekilcilik olup hak kaybına sebebiyet vereceğini»441

√ «Kambiyo senedine dayalı takiplerde, taraflar arasında faiz oranı hakkında bir sözleşme bulunmadıkça, alacaklının T.C. Merkez Bankası’nın kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont (avans) faiz oranına göre faiz isteyebileceğini»

√ « ‘Bono’ niteliğinde bulunmayan ancak vade tarihi içeren senette borçluya daha önce borcunu ödemesi için ihbarda bulunulmamışsa, alacaklının ‘takip tarihi’nden değil, ‘vade tarihi’nden itibaren faiz talep edebileceğini»

√ «Kambiyo senedine dayalı takiplerde vade tarihinden tahsil tarihine kadar alacaklının -3095 sayılı Kanunun değişik 2. maddesi uyarınca- ‘avans faizi oranı’na göre faiz talep edebileceğini»444

√ «Takip dayanağı belgenin çek niteliğini taşımaması halinde alacaklının 5 5 çek tazminatı ile % 03 komisyon isteyemeyeceği gibi -takipten önce temerrüt olgusu gerçekleşmemişse- takip tarihine kadar yasal faiz isteyemeyeceğini»

√ «Takip konusu senet arkasındaki ‘lehtara 3 milyar TL ödendiği’ne ilişkin ibarenin alacaklıyı bağlayacağını»

√ «Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından aktif ve pasif dava (takip) ehliyetinden yoksun olduğu, takibin (ve davanın) bütün ortaklar tarafından (bütün ortaklara karşı) açılması gerektiğini»

√ «Senedin vade tarihinde uygulanmakta olan avans faiz oranına göre ‘birikmiş faiz’ tutarının tespitinin gerekeceğini»

√ «TTK. 588. maddesine göre senetteki yazı ile rakam ile yazılan bedeller arasında fark olması halinde, yazı ile yazılana itibar edileceğini»

√ «İbraz tarihinde karşılığı bulunmayan çeke dayalı olarak yapılan takipte alacaklının ‘çek bedeli’ni + ‘% 5 çek tazminatı’nı + ‘% 3 komisyon’u + ‘ibraz tarihinden itibaren avans faizi’ni isteyebileceğini»

√ «Kambiyo senedine mahsus haciz yoluyla takiplerde borçludan ‘cezai şart’ talep edilemeyeceğini»

√ «Alacaklının, borçlu ile arasındaki sözleşmede öngörülen «akdi faizi», yaptığı kambiyo senetlerine mahsus takipte isteyebileceğini»

√ «TTK’nun 588.maddesinde öngörülen ‘senetteki yazı ile ve rakam ile yazılan bedeller arasında fark olması halinde, yazı ile yazılana itibar edileceği’ kuralının bu iki bedelde de tahrifat olmaması halinde geçerli olacağını»

√ «Kambiyo senedine dayalı takiplerde, senet protesto edilmemiş olsa bile vadeden tahsil tarihine kadar -«avans faizi» oranında- faiz istenebileceğini»

√ «Çek tazminatının -çekteki miktar üzerinden değil- takip konusu asıl alacak üzerinden hesaplanması gerekeceğini»

√ «Vadesinde ödenmeyen bonoya dayalı olarak yapılan takipte hamilin vade tarihinden itibaren -avans faizi oranında- temerrüt faizi isteyebileceğini, bunun için ayrıca keşidecinin protesto edilmesine gerek bulunmadığını»

√ «Vade tarihini içeren bonolara konulan faizin geçersiz olduğunu (alacaklının yapacağı takipte borçludan avans faiz oranına göre faiz talep edebileceğini»

√ «Vâdesinde ibraz olupda karşılığı ödenmeyen bononun hâmilinin TTK’nun 637/II maddesi gereğince temerrüt tarihi olan vadeden itibaren faiz talep edebileceğini, keşidecinin temerrüde düşmesi için TTK’nun 620. maddesindeki koşulların yerine getirilmesinin yeterli olduğunu»

√ «Kambiyo senedine dayalı haciz yolu ile takiplerde -senetlerin dayanağı olan kredi sözleşmesinde öngörülen- BSMV’nin borçludan istenemeyeceğini»

√ «TTK. 635/7.maddesinde öngörülen ‘zarar ziyan’ talebinin yargılamayı gerektirmesi nedeniyle icra takibiyle istenemeyeceğini

√ «Takipten önce ihtiyati haciz sırasında senette yazılı bedelin borçlu tarafından ödenmiş olması halinde, alacaklının çek bedeli dışında kalan -TY. 722’de öngörülen- diğer alacak kalemleri için takip yapabileceğini»

√ «Bonolarda «faiz» (ve «vekalet ücreti», «masraf», «cezai şart») kaydı geçersiz olup, yazılmamış sayıldığından, alacaklının bonoda yazılı olanı değil 3095 sayılı kanunda öngörülen faiz oranına göre faiz talep edebileceğini»

√ «Bonoya dayalı takiplerde de, hükmedilmiş inkar tazminatına, yasal faiz istenebileceğini»

√ «Faize faiz yürütülmeyeceğinden, alacaklının temerrüt faizi olarak belirttiği miktarı, asıl alacağa ekledikten sonra ayrıca temerrüt faizi isteyemeyeceğini»

√ «Senet bedelinin TY. 624 uyarınca notere tevdi edilmiş olması halinde, alacaklının vade tarihi ile tevdi yerine ödeme tarihi arasındaki süre için faiz isteyebileceğini»

belirtmiştir...

√ «Alacağı kambiyo senedine bağlı olan alacaklının, alacağı ayrıca rehinle güvence altına alınmış olsa dahi, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte bulunabileceğini»

√ «Kambiyo senedine dayalı takipte -borca itiraz sonucunda- hükmedilen inkar tazminatına, reeskont faizi değil, yasal faiz istenebileceğini»

√ «Karşılıksız çeke dayanılarak, genel haciz yolu ile takip yapılmış dahi olsa, keşideciden % 5 çek tazminatı istenebileceğini»

√ «Keşide tarihinden önce ibraz edilen ve karşılığı bulunmayan çeklerde de, keşideciden % 5 çek tazminatı istenebileceğini»

√ «Karşılıksız çeke dayanılarak yapılan takiplerde, cezai şart istenemeyeceğini»

√ «Bonoya dayanan takiplerde, alacaklının ödenmemiş olan senet miktarının % 03’ü oranında komisyon ücreti isteyebileceğini»

√ «Borçlunun, karşılıksız çeke dayanılarak aleyhinde yapılan takipte «3167 sayılı yasanın 8. maddesine göre alacaklının tazminat istemeye hakkı olduğunu» kabul etmiş olması halinde, bu kabul çerçevesinde karar verilmesi gerekeceğini»

√ «Sözleşmede cezaevi harcının borçlu tarafından ödeneceği öngörülmüş dahi olsa, alacaklının bunu takip konusu yapamayacağını»

√ «Senet bedelinin tamamını hamile ödeyen aval verenin, ödediğinin yarısını asıl borçludan -genel haciz yolu ile takip yaparak- isteyebileceğini»

belirtmiştir…